Hem Hz. Ali’de hem de diğer ehli beyt imamlarında iktidarın kendi hanedanlarına ait olduğu şeklinde bir ön kabul olduğunu tespit etmiş ve uzun süre üzerinde düşünmek zorunda kalmıştım.
evet şimdi anlıyorum ki, kimse zamanın hükmünden azade değil. içinde yaşadığımız devrin tüm eğilimlerini kendimizde taşıyoruz. esasen bizler içinde yaşadığımız zamanın çocuklarıyız.
dünya işleri arazlar üzerinden yürür. değişimler, dönüşümler hep yüzeyde gerçekleşir. denizin yüzeyinde fırtınalar, dağ gibi dalgalar olsa da derinde sular hep sakindir. ne mi demek istiyorum? Hz. Ali ve ehli beyt dahi içinde yaşadıkları zamana ve toplumsal değer yargılarına tâbî idiler ve algıları yaşadıkları ortamda biçimlenmişti. ancak bunlar suret ve kabuk neviinden dünya işleridir. özde ise onlar gerçek manada kemalat sahipleri idiler. Hz. Ali tartışmasız şah-ı velayettir. onun soyu da şu veya bu derece bu hazineden hissedardır.
bunu böylece bilirsek, onları oldukları gibi değerlendirmiş oluruz. aksi takdirde hakikat şu veya bu yönden incinir.
