Toplumların yüzde doksanını avam dediğimiz kitle oluşturur.
avam dünyanın gerçeklerini idrak yeteneğinden yoksundur. sırf bu nedenle avamı gütmek ve manipüle etmek için siyaset ehli tarafından ikinci ve alternatif bir gerçeklik üretilir veya daha doğru bir tabirle, düpedüz uydurulur.
dünyanın bu alternatif izahı avamın kolay anlayacağı basitlikte ve büyük ölçüde uyduruk komplo teorilerinden örülüdür. siyasiler bu şekilde avamı sığır sürüsü gibi güderler. her ne kadar iktidar ve muhalefetin masalları arasında bir kısım fark varsa da, genel olarak siyaset bu uyduruk ortak zeminde yürütülür.
bir kimsedeki bilinç düzeyini söz konusu alternatif ve uyduruk gerçeklik dünyasından özgürleşme derecesine bakarak rahatlıkla öğrenebilirsiniz. bir kimse ne kadar siyasi klişelerle konuşuyorsa, o kadar düşük bir bilince sahip demektir. yüksek bilinçler kesinlikle uyduruk gerçekliğe ve onun klişelerine prim vermezler. bu yüzden de anlaşılmazlar. dokuz köyden kovulurlar. yüksek bilincin bedeli yalnızlaşmaktır(şimdi burayı okuyan sayısız kifayetsiz, problemli ve toplumla uyumsuz şahıs, kendini yüksek bilinç zannetmeye başlayacak…. değilsin dostum, boşuna zorlama. sen tamamen ayrı bir vakasın).
peki bu durumun çözümü var mı?
ne yazık ki yok…
hatta din bile avama hitap edebilme kaygısıyla şekli kurallar ve öğretiler bütününe indirgenmiştir. yoksa gerçekte dinin aslı yaşantıdır; laf kalabalığı değildir. tarih boyunca dini avama anlatmak için yapılan her fazladan izah, aslında dini daha anlaşılmaz kılmıştır. esasen dini açıklarken kuran çerçevesi dışına taşmak doğru değildir. zira kuran mucizevi olarak aynı ayetlerle hem avama hem de havasa hitap edecek şekilde gelmiştir. ancak kuran’ı da yalnızca temizlenmiş olanlar(kalbi tasfiye ve nefsi tezkiye olmuşlar) anlar. diğerlerine kuran kendini ve tüm sırlarını kapatır.
sonuç olarak, avam ve havas ayrımı zorunlu ve kaçınılmaz bir durumdur. ideal bir toplumda, yöneticiler havastan oluşturulur ve bu seçkinler avamı hak ve hakikat ekseninde güderler.
yöneticileri dahi avam bilincinde olan toplumlardan hayır gelmez. orada işler her geçen gün daha da kötüye gider.

