İmtihan/sınav tabiri bizatihi kuran’da geçiyor ama bugünkü zihnimizle ona oldukça yanlış anlam veriyoruz.
insan, şuurun sonsuz mertebelerinde yükselebilmek için serbest bırakılmış ve diğer mahlukatın aksine ona herhangi bir had ve limit konulmamıştır. ancak kişi bir üst kademeye çıkabilmek için antitez ile savaşmak ve onu aşmak durumundadır. imtihandan kasıt işte budur.
kimi antitez ile karşılaşmanın acısına katlanır kimisi de kaçar veya düpedüz başarısız olur. antitezi aşmak onu imha etmek değil absorbe etmek ve kucaklamaktır. böylelikle şuur, ifrat ve tefrite düşmekten selamete çıkar ve kendini itidal haddine çeker. her yeni mertebede aynı şekilde tez-antitez çatışma devam eder. (ör: savurganlık ifrat, cimrilik tefrit, cömertlik itidaldir)
bir diğer örnek; bizler kemalistlere her ne kadar karşı olsak da onları kesmeyi biçmeyi, yok etmeyi düşünmüyoruz. hatta eline fırsat geçse böyle bir şey yapmayı düşünecek olanlara da önce biz karşı çıkarız. zira kemalizm durduk yere ortaya çıkmadı. istikametten ayrılan hatta zaman dışı kalan islamcılara tepki olarak doğdu. kemalistlere karşı verilecek en iyi cevap, kendini düzeltmek ve eleştirilen noktalarda şuur sıçraması yapıp reforme olmaktır. işte o zaman kemalizm tuzun suda eridiği gibi kendiliğinden sönüp gidecektir.
ey islamcı tayfa! eğer hâlâ birileri sürekli atatürk’den dem vuruyorsa. sürekli onu gündeme getiriyorsa, sen kendini adam edememişsin demektir. bu durum senin için gayet net bir göstergedir ve bil ki, kemalizm senin imtihanındır.
not: bu izahı yapmayı zorunlu görmemin sebebi, çoğu kimsenin, bilhassa kişisel hayatlarında, başına gelen olumsuz durumlara “Allah beni imtihan ediyor” teşhisi koyması ve sonucunda da saçma sapan çıkarımlara ulaşmasıdır.
