Site icon İsnetus

İnançsızlığın Nedeni

epicurus

Zannedildiğinin aksine insan akıl/zihin ile karar vermez. zira onun ne böyle bir kabiliyeti ne de yetkisi vardır. eskilerin deyimiyle akıl vezir, ruh ise şahtır. yani akıl, ruhun duyular ötesi sezdiklerini yine ruhun emri doğrultusunda fikir kalıbına döker. sebepler zinciri oluşturur ve kurgular.

ruhun duyular ötesi algılamasının, beş duyu verileri ile alakası olmadığı gibi akılla, düşünceyle dahi alakası yoktur. o saf bir ilhama, vahye mazhar olur. ancak bu algılama daha doğrusu okuma(hani şu meşhur ikra/oku emri var ya!) ruhun arınmışlığı ve terakkisi ölçüsündedir.

ruh ne derece dünya kirlerinden, maddeye düşkünlükten uzaklaşırsa ulvi aleme o denli yaklaşır, yükselir. neticede varlığın tamamında kodlu olan Allah kelamını duyma raddesine kadar gelebilir. bu kelamı duyma, ilgili kişinin makamı ve çapına göre değişik kalitededir. peygamberler korunmuş olan vahiy şeklinde bir lütfa nail olurken, evliya daha düşük kalitede, muhtemelen parazitli bir ilhama ancak erişebilir.

sıradan ama salih insanlar ise daha çok saf rüyalar görürler ki, bu rüyalar için nübüvvetin 46 cüzünden bir cüzdür denilmiştir. bir çok mahkukat dahi kendi istidadı kadarıyla vahye mazhar olabilir. mesela bal arıları gibi…

rüyalar, ilhamlar, şiir, müzik, sanat vs.’nin dahi kökü hep aynı hakikate dayanır. bütün bu kategorilerin ve rüyaların kendine has bir lisanı vardır. mesela biz rüyalarda türkçe konuştuğumuzu zannederiz, bir ingiliz de ingilizce konuştuğunu zanneder. gerçekte bu doğru değildir ve hepimiz rüyalarda adem babamızın dili olan süryaniceyi konuşuruz. evet hepimiz ruhumuz itibariyle süryaniceyi çok iyi biliyoruz. evliyalar ise bu dili zahiren de bilirler. kimi zaman küçük çocuklardan da süryanice kelimeler sudur edebilir.

neyse sözü toparlayacak olursak; inançsızlığın nedeni, ruhun madde ve dünyaya aşırı gark olması sonucu tamamen gafil bir pozisyona düşmesi ve yukarılarla irtibatının kesilmesidir. aklın bu olayda dahli yoktur. o sadece ruhun emri üzerine mevcut hali meşrulaştırmak için bahaneler üretir. iman sahibi içinde aynı mekanizma işler. o da inancı için, aklen bahaneler, gerekçeler üretir ama aslında imanı, ruhundaki bir aydınlanma, muhabbet ve temayülden ibarettir.

ruhunu maddeden ve dünyevi şehevattan kurtarabilirsen imana gelmen kuvvetle muhtemeldir. tam aksini yapar da kendini dünyevi zevklere bırakırsan git gide dinden imandan uzaklaşırsın. zaten aklı başında bir insan mümkün mertebe dünya zevklerinden uzak durur çünkü dünyanın bir zevkiyle beraber sayısız ıstırabı da yanında eşantiyon gelir.

kısacası, maliyeti yüksektir, kurtarmaz. dünyanın bütün hazları hakikat ehli tarafından “zehirli bal” olarak tarif edilmiştir. önce hoşuna gider ama sonra seni kıvrandıra kıvrandıra öldürür.

isnetus 19.07.2014 03:53

Exit mobile version