Buraya incilden sözler yazmanın kimseye bir faydası yoktur.
iki bin yıl öteden isevilik yapılmaz.
yaptığın şey sadece o zatın sözlerini bir doktrin inşasında kullanmak ve insanları o doktrine davet etmekten ibarettir(nakledilen sözlerin günümüze dek ne kadar bozulmadan geldiği de ayrı bir tatışma konusudur).
oysa hz. isa öyle bir zattır ki, onu canlı canlı görüp sadece bir kez ona dokunabilseydin, o sana ebediyen yeterdi; tüm maddi manevi hastalıkların o anda tedavi olurdu. zira hz. isa “hay” esması dahil pek çok esmanın açığa çıkış mahallidir. ona dokunmakla direkt o esmanın nurları sana sirayet edecekti.
peki iki bin yıl uzaktan kelime tekrarı ile ne oluyor?
koca bir hiç…
hatta daha da kötüsü…
isevilik diye bir dokrin, sekt, topluluk üretiyorsun. o sekte girmeyenleri dışlıyorsun. böylece hakikatin önüne set çekmiş oluyorsun.
bu anlattıklarımın aynısı islam için dahi geçerlidir.
bu yüzden insanlar peygamber efendimizin sahabesini anlayamıyorlar. onlar peygamber efendimizin ders halkası içinde idiler. onunla, samimi olarak inanmış bir şekilde, bir kez yüzyüze gelen kişinin emmare nefsi adeta yüz bin volt elektrikle çarpılmış gibi olur ve yanıp gider. zira peygamber efendimiz hiçbir peygambere verilmeyen zat ismininin(allah esması) mazharıdır. diğer peygamberlerin hepsine değişik esma nurları verilmiştir; ama tüm esmaları içinde eriyik olarak barındıran, artı zat mertebesini de içeren bu nasip, sadece ona aittir(zat işaret edilen zatın bizzat kendisidir, esmaları ise onun özellikleridir).
bu nedenle hayatın dış yüz yansımalarına aldanıp sahabeler hakkında ileri geri konuşmak büyük cürümdür. hayatın dış yüzden görünümü itibariyle elbette 600’lü yılların dünyası ve insanları günümüze göre çok ilkel ve geri kalmaktadır. ancak mana boyutu itibariyle işler tümüyle tersinedir. sahabe, mana aleminde bizlere göre devler hükmündedir. cücelerin onlar hakkında atıp tutması akla ziyandır. eğer onların arasında davalık meseleler olursa, o işlere bakan devler mahkemesi elbette vardır. ortada senlik bir durum yoktur.
yine aynı minvalde peygamber efendimiz ve onun sözlerini, ona gelen vahyi, sahabeleri ile arasında geçen olayları 1400 yıl öteden güya örnek almak ve benimsemek sadece laftır; şekil ve suret olmaktan öteye gidememektedir. daha da kötüsü bunlar bir sekt ve doktrin inşasında kullanılmaktadır.
bugün emmare nefsinin hükümranlığı altında ve yüzeysel aklı ile ayet hadis filan yazanlar, yaptıklarının cinayet olduğunu keşke bilselerdi.
peki çözüm nedir?
bu iş öyle 1400 yıl öteden olmaz; gidip peygamber efendimizin asırlara düşmüş gölgeleri olan insan-ı kamil’leri bulacaksın; onlardan öğreneceksin; bulamıyorsan da, hep o niyet üzere olacaksın.

