Günlük bilincimizin elindeyken son derece sınırlı bir varlıktır. yalnızca “an” içinde bir takım tercihlerde bulunabilir veya niyet koyabilir.
eğer iman ve mârifet sayesinde ruhun eline dizginlerini teslim ederse, etki yarıçapı inanılmaz derecede genişleyebilir. o kadar ki, geçmişe ve geleceğe dahi uzanıp tesir edebilir pozisyona geçer. bu sayede, geçmişin pişmanlıklarını, geleceğin korkularını ve endişelerini berhava eder.
örnek:
geçmişte bir çok günah işleyen ve kötülük yapan şahıs, o halinden vazgeçmiş bile olsa, hep pişmanlık duyar ve “keşke yapmasaydım” deyip acı çeker. günlük bilincin bu durumu onaylamaktan başka bir seçenek sunması mümkün değildir.
ama ruh ona der ki, “üzülme, bugünkü haline gelebilmen için o deneyimden geçmen gerekiyordu. yanlışın yanlış olduğu idrak edildiği an, artık o yanlış değildir” der ve onu teselli eder. onu yanmaktan kurtarır, bir nevi cennet hali ikram eder.
