Peki sen neredeydin?
bir insan ferdinin karması olduğu gibi, ailelerin, milletlerin de karması vardır. sen o karmayı sözlerinle, düşüncelerinle, fiillerinle kirlettikçe, zorunlu olarak belirli sonuçlara yol açıyorsun.
nedensellik diye bir şey duydun mu hiç? taş atarsan, cam kırılır; elini ateşe tutarsan yanar. madde boyutunu da arka planda çekip çeviren spritüel boyuttur ve işleyişi benzer kurallara tâbîdir.
bırakın kendinizi temize çıkarmayı!
türkiye’de ne kadar kötülük, şer meydana geliyorsa, bundan hepimizin hissesi vardır. hiçbirimiz masum değiliz.
bir sapık bir çocuğu öldürüyorsa, bunda bir parça da olsa benim nefsimdeki sapıklığın rolü vardır. eğer ben nefsimi tam olarak tezkiye edebilseydim(temizleyebilseydim), belki de bu elim hadise yaşanmayacaktı.
ben nefsimi suçluyorum, sen Allah’ı suçluyorsun; Allah’ı suçluyorsun çünkü Allah’ı bilmiyorsun.
not: o kafanda allah diye etiketlediğin varlık var ya! işte o tamamen senin hayallerinde ürettiğin bir varlık. eğer ötesine geçmek senin için mümkün olmuyorsa, en azından şöyle düşün,
Allah= evrensel düzen
not2: ne insan, ne de toplum olarak, kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz. karanlık karma birikimi limit değeri geçince, o toplumun başına atom bombası bile düşer.
dikkat edin! tepesi atan bir tanrı, meleklerine emredip bela göndermiyor. kurallar öyle gerektiriyor; suyun sıcaklığının 100 dereceye ulaştığında kaynaması gibi…
not3: kişilerin olduğu gibi ailelerin de karması vardır. yediğimiz her halt, aile sicilimize işlenir ve neslimizi de etkiler. ancak etkilenen sadece fizik bedenlerdir, ruhlar bu etkiden azâde kalır. kuran’da kehf suresinde hızır’ın bir çocuğu öldürme olayı anlatılır. evet Hızır a.s ufak bir çocuğu öldürmüştür. Hz. Musa dahi bu olayı algılamakta zorlanmış ve itiraz etmiştir. dünya cennet ve cehennemin kesiştiği bir ara bölgedir. burada nice korkunç hadiseler yaşandı ve yaşanacak. testere ile ortadan ikiye bölünen peygamber dahi vardır. Hz. Peygamberin torununun başı kesilmiştir. bu dünya hayatı dediğimiz rüyadan(simülasyondan) uyandığımızda herkes kendi gerçeğini görmüş olacak.
meselenin kolay anlaşılması için mecburen “karma” kavramını kullanmak zorunda kaldım. esasen tasavvufta karmayı da içine alan ancak ondan çok daha geniş ve derin anlamlar içeren âyân-ı sâbite deyimi kullanılır.
Irmak Öldürülürken Kadiri Mutlak Neredeydi

