Site simgesi İsnetus

İspat

İspat, “bilimsel pozitivist paradigma”nın yani çağımızın dininin şirazesinden çıkardığı bir kavramdır.

“deniz seviyesinde su yüz derecede kaynar”. istersen bin kere tekrar et, hep aynı sonucu alırsın. işte bilimsel gerçekler böyledir. deneysel olarak ispatlanabilir ve bu ispat, istenildiği takdirde tekrarlanabilir.

zihinler bu şekilde şartlandıktan sonra “bilimsel pozitivist paradigma”nın ideolojik, mugalata ve safsata kısmına geliyoruz. “bana tanrıyı ispat et!”

iğfal edilmiş zihinler tanrının deneysel olarak ispat edilmesini; tıpkı deniz seviyesinde suyun yüz derecede kaynadığının ispat edilmesi gibi tanrının ispat edilmesini umuyor. bizde cevval bazı müslümanlar da güya onların bu talebine cevap verip bir takım akli zırvalar üretiyorlar. al birini vur ötekisine.

tanrıyı falan geçin; sözü edilen doğrulama yöntemini sosyal bilimlere bile uygulamak oldukça zordur. zira beşeri bilimlere o kadar çok değişken, o kadar değişik derecelerde etki eder ki, bunların hepsini tespit edip işin içinden çıkmak çoğu zaman mümkün olmaz. dolayısıyla sosyal bilimlerde dahi yapılan deneylerin epeyce bir kısmı objektiflikten uzak kalır.

bunların hepsinden daha önemlisi ise şudur: son tahlilde insanın tüm faaliyeti belli bir dünya görüşünün, evren ve insan algısının, belli bir paradigmanın zemininde cereyan eder ve bu paradigma hiçbir şekilde doğrulanabilir, ispat edilebilir ve rasyonel olarak incelenebilir değildir; bir paradigmanın sütunları, köşetaşları saf kabullenimlerden ibarettir. evet, “bilimsel pozitivist paradigma” dahi son tahlilde saf bir kabullenimdir ve bu minvalde ortaçağ paradigmalarından(dinlerden) hiçbir farkı yoktur. deneylerin ve doğrulamaların tamamı bir paradigma içi faaliyettir; paradigmanın kendisi ise dokunulmaz ve sorgulanamaz olarak kalır.

bir örümcek ağını düşünün! kendi içinde örgü örgü nizamlıdır; ama en uç noktalarda bu desen tükenir ve dallara iliştirilmiş iplikçiklerle son bulur. o iplikçikler gayba atılmış kancalardır. enterasandır kuran’da ankebut/örümcek suresi vardır ve orada bâtıl dünya görüşleri örümcek ağına teşbih edilmiştir:

“allah’tan başka dostlar edinenlerin hali, kendisine ağ ören örümceğe benzer. halbuki evlerin en çürüğü örümcek yuvasıdır. keşke bunu bilselerdi” (ankebut 41)

ancak bu ayette daha nice sırlar vardır. kapsamı çok geniştir. artık o kısımları da başka yazılara bırakalım.

isnetus 18.09.2018 10:34

Mobil sürümden çık