Ebu Musa(r.a.)’dan rivayettir:
Hazreti Peygamber buyurdular ki:
Allah “enfal 33” ile ümmetim için iki eman(güvence) indirdi:
1. ben aralarında olduğum müddetçe Allah onlara (umumi bir) azap vermeyecektir.
2. onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, allah onlara azap vermeyecektir.
ben aralarından ayrılınca, (allah’ın azabını önleyecek ikinci eman olan) istiğfarı kıyamete kadar aralarında bırakıyorum.” (tirmizi)
“hâlbuki sen onların içinde iken, allah onlara azap verecek değildir. ve istiğfar ettikleri müddetçe de allah onlara azap verecek değildir” (enfal 33)
ayet ve hadisleri gelişigüzel ele almamak gerektiğini sayısız defa belirttim. zira bunların bağlamını tespit etmek ve bütüncül bir tefekküri yapı içinde ele almak öyle her babayiğidin harcı değildir.
eğer bir ayet veya hadisi yetersiz bir şuur seviyesi ile ele alırsak sonumuz kötü olur. ya çarpık bir anlam çıkartırız veya inkara gideriz.
mesela yukardaki hadis gayet net gözüküyor değil mi?
peki o zaman günlük olarak çokça istiğfar etmemize rağmen gerek maddi gerekse manevi sorunlarımız niçin çözüm bulmuyor? oysa hz. ali, fakirlikten, işsizlikten, yağmursuzluktan, çocuksuzluktan şikayet edene dahi istiğfar yani “estağfirullah” demesini önermiştir.
peygamberin ashabı ile günümüz insanını karşılaştırmak abestir. onların nefsi peygamberin huzurunda büyük ölçüde arınmıştı. peygamber ile fiziksel yakınlık ilgilisine nurun direkt aksetmesine neden oluyordu. bu nur o kimseyi tepeden tırnağa yıkıyor arındırıyordu.
peygamber döneminden itibaren zaman geçtikçe bu arınmışlık azala azala bitti. geriye kapkara ruhlu insanlar kaldı.
işte bu noktada tasavvuf ehli devreye girdi ve yepyeni bir yöntem keşfettiler ve o yolla insanları ıslah etmeye koyuldular. tasavvuf ehlinin yolu asla nübüvvetle kıyaslanamaz elbette ve o yol nübüvvetten başkadır. onlar egoyu imha etmeyi başardılar. bu yolun harikaları, acaiplikleri çoktu ama sahabeye göre çok daha düşük bir kemalat sunuyordu. bu anlattıklarımı çoğu tasavvuf ehli bile doğru düzgün bilmez.
işte selefi, vahhabi ve çoğu gelenekçinin anlamadığı nokta burasıdır. senin ayet ve hadislerin(sende bağlamını kaybettiği için) sonuç vermeyecektir; çünkü sen sahabe değilsin. tasavvuf ehlini de aykırı görüyorsun ve tamamen ortada kalıyorsun. ayet ve hadisler ağzında tekerlemeden öteye gidemiyor.
ben burada en çarpıcı örnek olduğu için selefi ve vahhabileri verdim ama gerçekte çoğu müslüman dahi aynı kafadadır.
eğer bu dediklerimi kabul etmiyorsan, o zaman göstereceksin bana aksini…lafla değil icraatla…
ilmini, marifetini, hakikate nüfuz dereceni…buyur dök ortaya…meydan senin…
ama ben senin ne olduğunu çok iyi biliyorum. “bakara makara” diye zırvalayan egemen bağış’tan özde bir farkın yok senin. ayet ve hadis gevelemekten öteye gidemezsin sen asla.
(bkz: istiğfarın hakikati/#95989302)
