Bir kimsenin istikamet sahibi olduğunu yani dosdoğru bir yol üzere olduğunu nasıl anlarız?
onun sözlerini aklımızla tartarak mı?
onun sözlerinin vakaya, dış dünyaya uygunluğu mu?
evet, bunlar bir parça gösterge olabilir ama yine de nihai hükmü vermekte yetersiz kalacaklardır.
peki kesin gösterge nedir o zaman?
kolay aslında… sırat-ı müstakimin(doğru yolun) sonu hakka çıkar. bir kimse hakka ulaşmışsa, yoldaki tüm tuzakları, şeytan ve nefsin tüm desiselerini, diyalektiğin tüm negatiflerini aşmış demektir. eğer aşamayıp bir noktada takılsaydı zaten son noktaya yani hakka ulaşamazdı. hakka ulaşmak, en yüksek ve en yüce farkındalıktan ibarettir.
evet, bu söylediğimiz kesin ve net bir ölçüdür; ancak şunu da unutmayalım, hakka ulaşmış kişinin sözleri kesinlikle doğru olsa da yine de kusurdan, eksiklikten ve nispeten bir görelilikten hâli olması mümkün değildir. onun sözleri göreli olması yüzünden, üzerinden zaman geçip yaşayış, kültür ve algı değiştikçe geçerliliğini parça parça yitirmeye başlar. bu noktada yenilenme ihtiyacı başgösterir.(burada enbiyadan değil evliyadan bahsedilmektedir)
diğer bir istisnai ve ilginç kategori de meczuplardır. meczuplar aşk sarhoşluğu içinde hakkın çekimine yakalanmış kişilerdir. normalde sırat-ı müstakim üstündeki tüm tuzakları aşmadan bir kimsenin hakka ulaşması mümkün değil iken, meczuplar bu kuralın dışında kalırlar. onlar aşklarının şiddetli çekim gücü sayesinden çok hızlı bir şekilde hakkın huzuruna çıkabilirler. aşk sahiplerinin hiçbir kusuruna bakılmaz. aşk her şeyi affettirir.
işte kıyamet de bu noktada kopar. bir meczup kendi görüşlerini sarsılmaz bir itikatla savunur. onların doğru olduğundan en ufak bir kuşkusu dahi yoktur. zira kalbin hakka ulaşması tüm şüphe ve tereddütleri kesip atar. ancak bu büyük bir yanılsamadır. zira meczup, görüşleri doğru olduğu için değil, aşkı sayesinde hakka ulaşmıştır. meczubun görüşleri sırat-ı müstakim çizgisi boyunca şeytan ve nefs ile sınanmadığı için olgunlaşmamış ve çoğu noktada da yetersiz kalmıştır. hatta bu görüşlerin pek çoğu düpedüz yanlıştır.
ancak bu yanlışlıkları ne meczuba ne de çevresine anlatmanız ve onları ikna etmeniz mümkün değildir. o zaman iş yaşantıya kalır. hem meczubun hem de çevresinin çekeceği vardır vesselam. zira evrensel düzen yanlışları düzeltecek şekilde hareket etmeye başlayacak ve meczuptaki sakat görüşleri olaylar, hadiseler şeklinde onun yüzüne vuracaktır.
