Site icon İsnetus

Kabir Azabının Kuran’da Yer Almaması

Kabir azabını birileri gelip size uygulamıyor. azaba yol açan her şey zaten sizin sıfatınızdır. mesela insanlara zulmeden kimselere kabirde yılanlar musallat olur. insanlara hatta sair mahlukata eziyet ve zulmeden kimseler kendi iradeleri ile Allah’ın rahman ve rahim isimleri nurlarını kalbinden söküp atmış ve tam tersi manalara haiz zulmetlerle(zulmet=karanlık, nurun tersi) ruhunu boyamış olur.

bu karanlık manalar kişiye dünyada dahi sıkıntı verir ve huzursuzluğa yol açarlar. ancak kişi dünya ortamında kendini oyalayacak bir çok meşgale bulabilir. eğlence, alkol, hobiler vs…yoluyla bir nevi kendini gaflete atıp bu acılardan kurtulurlar. eğlence ve sefahata düşkün olmanın sebebi de budur zaten.

ancak şahıs, kabirde sahip olduğu bu negatif manalar/zulmetlerle perdesiz yüzleşmek zorunda kalır. kendini gaflete atacak imkanlardan da yoksundur. kabirde içki yok, esrar yok…bu sahip olduğu karanlık manalar ona eziyet etmeye başlar. aslında dünyada yaptığının bedelini ödemektedir.

ama işin bir noktası daha var. bu azap üç boyutlu vizyonlar şeklinde zuhur eder. sahip olunan her mana kendi layık olduğu vizyona bürünür. bunun insanlığın kolektif bilinçaltı, rüyalar, masallar, mitoslarla veya jung’un arketipleri ile doğrudan alakası vardır.

yaşananlar bir tür rüyadır ama yaşayana göre gayet gerçektirler. unutulmamalı ki, dünya hayatı da bir rüyadır. aynı şekilde sahip olunan bütün güzel hasletler kişiye zevk verecek hoş vizyonlar şeklinde tecelli eder. bu açıdan kabir aleminin dünyadan pek farkı yoktur. diğer yandan dünyadaki gibi seçim ve irade söz konusu değildir. dünyada ne ektiyseniz orada zaruri olarak sonuçlarını yaşarsınız.

o zaman şöyle bir genel kuraldan bahsedebiliriz: başkalarına iyilik yaparsan o iyiliği önce kendine sonra başkalarına yaparsın. kötülük için de aynısı geçerlidir. tasavvuf büyükleri bunu “kim ne eder kendine eder” düsturuyla ifade etmişlerdir.

isnetus 13.10.2013 14:12

Exit mobile version