Site simgesi İsnetus

Kahır

Karısını bir yabancı erkek ile yakalayan sûfi:

158 • sufînin biri, gündüz evine geldi. evin bir kapısı vardı. yâni savuşacak
başka bir kapısı yoktu. içerde karısı bir kunduracı ile beraberdi.
• kadın nefsinin hilelerine uymuş, bir kunduracıya kul köle kesilmişti. o bir
göz evde, o tek odada sevgilisi ile buluşmuştu.

160 • kuşluk vakti sûfi gelip de hızlı hızlı kapıyı çalınca, ikisi de şaşırdı.
çünkü ne, bir hileye baş vurmak imkanı, ne de kaçıp kurtulma yolu vardı.
• sûfînin o vakitlerde dükkanını bırakıp eve gelmek hiç adeti değildi.
• o, karısının bazı davranışlarından şüphelenmiş, onu kontrol için o gün
vakitsiz olarak eve gelmişti.
• kocasının hiç bir vakit, işini bırakıp da eve geleceğini kadın tahmin
etmiyordu. bu yüzden onun içi rahattı.

• onun bu itimat ve kıyası, kazâ ve kader yüzünden doğru çıkmadı. Allah
suçları örter ama, gereken cezayı da verir.

165 • bir kötülük edince, bir günah işleyince, ondan kork; çünkü kötülük
ekilen bir tohumdur. allâh onu yeşertir, meydana çıkarır.

• bir kaç zaman, belki yaptığına pişman olur, utanırsın diye, o günahı örter,
gizler.
• hz. ömer halife olduğu zamanlarda, bir hırsızı cellada, ceza memuruna
verdi.
• hırsız; “ey emîr!” diye bağırdı. “ben bu suçu ilk defa işledim.”

• hz. ömer; “haşa.” dedi, “allâh ilk suçta kahrını yağdırmaz, ceza vermez.” allâh, üstün lutfunu belirtmek için, defalarca suçu örter, sonunda adaletini göstermek için cezalandırır.

(mesnevi’den)

isnetus 23.01.2018 15:19

Mobil sürümden çık