Site icon İsnetus

Kelam

Bu ilm-i kelam denen naneye ezelden beridir içim ısınmamıştır. bana hep demagojik lafa laf cevap üretme sanatı gibi gelmiştir. ancak tam olarak hükmünü vermekte zorlanmaktayken, muhyiddin-i arabi hazretlerinin fahrettin razi’ye yazdığı mektuptaki şu ifadelerine denk geldim:

“çünkü Allah’ı tanımak, onu varlığı sebebiyle tanımanın tersidir. çünkü akıllar, Allah’ı, delil vesilesiyle değil, inkâr edilememesi sebebiyle tanır. bu ise akılcı geçinenlerle kelâmcıların hilâfınadır.”

mektubun tamamını şuradan okuyabilirsiniz:

http://nefisebaygeldi.blogcu.com/…e-mektup/13114636

imam-ı rabbani hazretleri ise öldürücü atışı şöyle yapar:

“Allah Resulü’nün hak’tan getirdiği ve bildirdiği şeylerin hepsi, bütün halinde bedahet(apaçık görünen) ifade eder ve hiçbir delile muhtaç değildir. 

Allah’ın vücudu, birliği ve Peygamberinin doğruluğunu idrak kuvvetinin(kalp/şuur),manevi marazlardan ve kötü illetlerden uzak olduğu nispette bedahete yaklaşılır. bedahete yaklaştıkça da fikir ve delil kıymetten düşer, lüzumsuzlaşır. idrak kuvvetinde fikir, nazar, delil ve ispat, ancak illetin vücudu ve marazın tezahürü zamanında olabilir. 

tasavvuf ehlinin yüksek ölçülerinden biri olarak, alimler, islam akidelerinin en basit bir meselesi üstünde bile akıl cephesine karşı tereddüt ve şüpheden, şek ve reybden büsbütün kurtulamazlar. zira o meseleler nebilik feyz ve nurundan alınmıştır. peygamberlik tavrı ise aklın ötesindedir.” (46. mektup)

isnetus 01.05.2014 10:04

Exit mobile version