Yakın zamanlarda son derece acı bir gerçeği fark ettim, “meğerse hepimiz kemalistmişiz”. ona karşı çıkarken bile tersinden kemalizmi yaşatıyormuşuz.
şuurdaki bir takım tıkanıklıkları çözüme kavuşturamazsak, tez-antitez kısır döngüsünü kırıp üçüncü ve aşkın bir gerçekliğe yükselmeyi başaramazsak da, hep kemalist kalmaya devam edecekmişiz. kuru bir karşıtlıkla ondan kurtulmak mümkün değilmiş.
eğer söylemleri değil de şuurlara hakim olan manaları gözlemlersek,
türkiye’deki islamcılar, ülkücüler, solcular, kürtçüler vs. hepsi şu veya bu derece kemalizmden hissesini almıştır. şahsen bunca yıllık bir müslüman olarak, ben kemalizmi ruhuma dek sirayet etmiş buldum. üstelik bundan daha yeni yeni haberdar oluyorum. ne kadar acı değil mi?
peki bu sorunu nasıl aşabiliriz?
kanaatimce aşağılık kompleksine girmeden bir doğu-batı muhasebesi yapmakla ve dosdoğru, yepyeni bir islam anlayışı üretmekle derdimize deva bulabiliriz.
maharet, bir batılının kafa yapısını çok iyi anlamak ve onu aşacak bir performans ortaya koyabilmektir sanırım.
