Emmare dediğimiz bilincin en düşük mertebesinde kibir ile özgüven eşanlamlıdır. dolayısıyla tevazu ile eziklik de birbirinin aynısıdır.
her ne kadar özgüvenin yüksekse bil ki, o kadar kibirlisin. tevazu şov yapman seni kurtarmıyor ve mütevazi yapmıyor maalesef.
emmare seviyesindeki bilincin işleri yolunda gittiği müddetçe ve başarısı miktarınca kibri vardır. işleri ters gittiği zaman ve başarısız olduğunda da mütevazidir yani bildiğin ezik…
emmare dünyasında kişinin başka şansı yoktur. o ya eziktir ya kibirli; ya firavundur ya kapıkulu.
ayrıca, kişi kibri miktarınca depremlere karşı dayanıksız ve yıkılmaya açıktır. emmarenin işleri üst üste ters gitsin, görelim bakalım neler oluyor. daimi başarısız olan bir emmare, kuyruğunu kıstırmış ıslak bir köpekten farksızdır.
gerçekte, tevazu da dahil olmak üzere güzel ahlakın tamamı yüksek şuur mertebelerine ulaşmakla ilintilidir. kişi şuur olarak yükseldikçe, titreşim frekansını artırdıkça, küllileşmeye yani varoluşa entegre olmaya başlar. böylece ondaki kibir de eziklik de kademe kademe tasfiye olur.
çünkü korku, eziklik, güçsüzlük, çaresizlik ve benzeri özellikler emmarenin bütünden kopması ve vahşetin ortasında yapayalnız kalması ile alakalıdır. kişi bütüne yaklaştıkça, mutlak kudret sahibi tek, onun işlerini üzerine aldıkça, korkusu, endişesi, telaşı, değersizlik hissi, beni kimse sevmiyor duygusu veya herkes bana tapıyor hissi, sevgi dilenciliği, bin bir türlü çıkar ilişkileri…hepsi sona erer…
tura geldiğinde kibirli
yazı geldiğinde eziksin
ey emmare nefsim!
sen demirden kalbinle
iki yüzlü sikke gibisin
(bkz: titreşim/#114853324)
Kibir ve Zillet

