Bu aralar içimde bütün köpeklere karşı durduramadığım bir nefret var. dün gece rüyamda simsiyah bir köpek tarafından kovalandım ancak metroya sığınarak kurtulabildim. belki de ondandır. mantığım gariban köpeklerin ne suçu var diyor ama duygularım “hepsi ölsün” diyor…ben de anlamadım…
nefis, rûhu taşıyan bir binek olduğu gibi, rûha verdiği hizmet yönünden bir av köpeğine de benzetilir:
“avlanırken senin işine yarayan ancak köpektir, yani nefsindir. bu nefis köpeğini fazla besleme, önüne az kemik at. çünkü köpek doyunca azgınlaşır, emrine uymaz, karnı tok olduğu için avın arkasında koşmaz.”
eşeğin bağlandığı kazığın yerini köpekte tasma alır. köpeğin de köpekliğinden emin olunmamalı boynundan tasma eksik edilmemelidir:
“kendine güvenip de sakın tasmayı nefis köpeğinin boynundan çıkarma! bu nefis köpeği terbiye edilse, hattâ terbiyeli bile olsa, yine de köpektir!”
necip fâzıl da nefsi iradeye dişlerini geçirmiş bir köpek şeklinde tasvir ederek şu temsili kullanır:
doğmaz güneşlere bağlandı vâde;
dişlerinde köpek nefsin, irade.
