Haktan perdelenmişliğin, uzak düşmüşlüğün ve hakka karşı kör olmanın manalar alemindeki karşılığı köpek suretidir.
bu anlamda insan nefsinin, diğer pek çok hayvani vasfının yanında, baskın ve öne çıkan sıfatı köpekliktir.
güneşle bir tutsam girmez hizaya
dar bulur sığmam der, dipsiz fezaya
kuyruk sallar, sonra hırlar ezaya
benim nefsim, benim nefsim, ne köpek
(nfk)
zaten tabiat dediğimiz olgu, tümüyle insan nefsinin açılımı ve tafsilatıdır. yani insan nefsindeki her bir mana dış plana projekte olmuş ve bir hayvan suretinde ortaya çıkmıştır.
farz-ı muhal insanlardaki haktan uzak düşmüşlüğü bir şekilde yok edebilseydik, bir anda dünyadaki tüm köpekler ölmeye başlar ve sonunda da soyları tükenip giderdi. zira dış plandaki köpekler ancak insan nefsindeki mana ile kaimdir. o manayı yok ettiğiniz anda, dıştaki karşılıkları da zorunlu olarak yok olacaktır.
diğer soyu tükenmiş veya tükenmekte olan hayvanları da yine bu düzlemde değerlendirebiliriz.
peki nefsimizdeki köpeklik sıfatını nasıl yok edeceğiz?
köpeklere dikkat ederseniz, aralarında bir hiyerarşinin var olduğunu görürsünüz. bir köpek kendinden üst rütbede olan hemcinsine kuyruk sallar, ast gördüğünü ise ısırır.
eğer biz de iş yerinde amirimize ve sair yetkililere sırf sahip oldukları güç ve yetki sebebiyle itaat edersek, yalnızca nefsimizdeki köpeklik sıfatını yaşatmış ve pekiştirmiş oluruz.
halbuki hakikat ehli asla allah’tan başkasına itaat etmemiştir.
peki ne yapalım?
ben “allah’tan başkasına itaat etmem” deyip herkese ve her şeye karşı isyan bayrağı mı açalım?
bu durum, yaratacağı vahim sonuçlar bir yana, diğer yönden yine haktan perdelenmeyi gerektirir. önceki hâl “bâtın” esması itibariyle hakkı görememek iken, bu durum dahi “zâhir” esması itibariyle hakkı görememek olur.
o zaman ne yapacağız?
hakikat ehlinin sözünü dinleyip şöyle diyeceğiz:
1. varlık aleminde bir ben varım bir de allah var.
2. dış alemde gördüğüm tüm varlıklar hakkın bana karşı bir görünümü ve bana karşı büründüğü bir kılıktır. karşı karşıya kaldığım tüm olaylar dahi hakkın bana karşı muamelesidir.
3. hakkın bana görünümü ve muamelesi benim bilinç düzeyime göredir. düşük bilinç seviyelerinde gördüğüm suretler ve muamele celali yani negatif ağırlıklı iken, yüksek bilinç mertebelerinde cemali yani güzel ve hoş suretlerde olmaya başlar.
4. amirim, patronum, sair güç sahipleri ve devlet yetkilileri dahi hakkın bana karşı birer görünümü ve büründüğü suretlerdir. işte bu nedenle benim onlara itaatim ancak hakka itaattir. zira akıl ve kalp gözlerim haktan başkasını görmemektedir.
5. beni değişik suretler ve kılıklar altında besleyip büyüten(annem-babam), sonra öğretmenim suretine girip yetiştiren, patronum suretine girip rızkımı veren, arkadaşlarım suretinde benimle dostluk yapan, komutanım suretine girip beni düşmanın üstüne salan yine ancak ve ancak haktır.
6. hakikat ehli suretine girip bana hakikatin yolunu gösteren yine o’dur. dostum eğer hakikat ehlini hakkın bir sureti ve büründüğü kılık olarak görmüyorsan, onların bağımsız güç sahipleri olduğu yanılgısı içinde isen yolun uzun demektir. unutma, allah’tan başka mürşit yoktur. eğer içinde bulunduğun bilinç düzeyinin hakkını verirsen, hak mutlaka sana değişik kılıklarda gelir ve bir üst düzey bilinç basamağının gereklerini anlatır.

