Modern bir sanayi toplumunda “köylü” diye bir sınıf yoktur. dolayısıyla Türkiye tam bir sanayi toplumuna dönüştükçe köylü sınıfının yok olması kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir.
şu anda şikayet ettiğimiz tarım ürünlerinin pahalılığı, köylerin boşalması gibi durumlar hep bu yapısal dönüşümün sonuçlarıdır. iddia edildiği gibi bu yönde devlet politikası falan yoktur. geçiş aşamaları hep sıkıntılı olur. bizim tam da bu aşamaya denk gelen nesil olmamız biraz talihsizlik sayılabilir.
köylülüğün bu kadar geç tasfiye olma sürecine girmesi, kemalizmin bizlere bir hediyesidir maalesef… adamlar utanmadan 21. yüzyılda bile köy enstitüsü mavalları okuyabiliyorlar; düşünün artık.
eğer vakti zamanında adam gibi özel sektöre dayalı ve dış piyasalara açık bir sanayileşme politikası izlenseydi ve devletçilik gibi sosyalizmin bir alt sürümüne ülke mahkum edilmese idi, köylülüğün tasfiyesi uzun zaman önce bitmiş olurdu. gerçekten çok yazık oldu.
peki köylülük tamamen yok olunca ne olacak? toprakjları kim işleyecek?
elbette büyük ölçekte tarım yapacak şirketler kurulacak ve devasa toprakları makinalaşmış tarıma açacaklar. topraklar da bölük pörçük ve verimsiz bir şekilde işlenmekten kurtulacak.
bu süreci hızlandırmak için hükümet kanun çıkarmalıdır. belirli büyüklükte toprakları işleyecek tüzel kişilikleri, zirai üretim yapmak için kurulacak şirketleri teşvik etmeli, vergi ve kredi kolaylıkları tanımalıdır. hatta belirli bir süre için vergiden muaf bile tutulmaları söz konusu olabilir.
küçük toprakların birleştirilip bu şirketlere mülkiyetinin veya kullanım hakkının devredilmesi için de gereken düzenlemeler yapılmalıdır.
