Kısmen doğru bir sözdür; ancak “insan” kelimesini çıkartırsak tam doğru olacaktır. zira insan olan küfretmez. bunu mecaz veya benzetme olarak söylemiyorum. kelimenin literal anlamını kastediyorum. küfreden kimseler “insan” değildirler. o yüzden kuran bunlara “nas” ismini vermiştir; yani “insansı”dır bunlar. peki insansı nedir? görünüm olarak insan ama gerçekte hayvan seviyesinde olanlardır bunlar.
kainatta her bir varlık spritüel boyut itibariyle belli bir frekansta titreşime sahiptir. hakikat itibariyle bir varlığı diğerinden ayıran işte bu titreşim farkıdır. varoluş basamağında titreşim düştükçe mahlukat ilkelleşir; yükseldikçe de gelişkin ve karmaşık olur. mesela böceklerin titreşimi düşüktür; sürüngenlerinki onlardan daha yüksektir; memeliler bir üst katta sıralanırlar; kuşlar ise en yüksek titreşim frekansına sahip olan varlıklardır. insan ve cinler hariç diğer mahlukatın titreşim frekansı sabittir; asla değişmez. insana ise herhangi bir had, limit konulmamıştır. en dibe de düşebilir; en yükseğe de çıkabilir. kendi tercihine kalmıştır.
“yoksa sen onların çoğunun söz dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. (furkan 44)
not: her bir titreşim frekansı aynı zamanda o mahlukun zikridir. “tüm varlıklar allah’ı zikrederler” sözünün anlamı budur.
