Site simgesi İsnetus

Küreselciler ile Ulusalcıların Amansız Savaşı

Tamamen uydurma bir kavramsallaştırmadır.

komplo teorileri düşkünlerinin yeni ağız sakızlarındandır.

halkın genelinin ne dünya siyasetini analiz etme yeteneği vardır, ne de yapılan analizleri idrak yeteneği…

o yüzden kitlelerin yönetimi ve yönlendirilmesi komplo teorileri ile gerçekleştirilir. siyasete hizmet eden yarım akıllı teorisyenler böyle komplo teorileri üretirler. siyasilerin medya ayağı da bunları ortalığa salarlar.

avama böylece onun anlayabileceği bir dünya tablosu sunulmuş olur. ideolojilerin ayrılmaz bir unsurudur komplo teorileri bu yüzden.

şimdi de meselenin aslını tahkik etmeye çalışalım…

şunu iyice anlamamız gerekiyor ki; iktisadi altyapı, üstyapı üzerinde mutlak olarak belirleyicidir. altyapı neyi gerektiriyorsa hukuk da dahil olmak üzere tüm üstyapı kurumları zaman içinde ona göre yapılanır; reorganize olur. direnç gösteren kurumlar ya ortadan kalkar ya da zayıflayıf hükümsüz hale gelirler(örmek kilise…)

söz gelimi sanayileşme, ulus devlet modelini ortaya çıkarmıştır. zira büyük ölçekli sanayi üretimi, büyük ve geniş milli tek tip insanlardan oluşan bir pazar ister. o pazarın da dili, kuralları, hukuku, eğitimi vs. ortak olmak zorundadır. yaygın tek tip eğitim bile esasen sanayileşmenin sonucudur.

peki devasa ölçeklerde gerçekleşen uluslararası ticaret ve üretimin, en sonunda tek bir dünya devletine sebebiyet verme ihtimali söz konusu mudur?

eğer o ticaret yeterince güçlü, belirleyici seviyeye gelirse elbette buna yol açacaktır. en azından teorik olarak bunu söyleyebiliriz. ancak öyle bir seviyeden an itibariyle bahsetmemiz mümkün değildir. uluslararası sermayenin gücü şimdilik dünyada serbest ticaret anlaşmalarına yol açacak noktadadır. ötesine gücü yetmemektedir. ötesi, her şey yolunda gitmek kaydıyla, ancak öbür yüzyılın meselesi olabilir belki…

eğer işler o noktaya gelirse bir takım ulusal güçlerin direnç göstermeleri de bir şey değiştirmez. sadece kan dökülmesine yol açar. geçen asırda amerika’da güney eyaletleri, sanayileşmiş kuzeyin öngördüğü düzene karşı çıktılar ve tarım eksenli düzende ısrar ettiler. peki sonucu ne oldu? iç savaş ve 500 bin ölü…

not: iktisadi altyapı yalnızca üstyapı kurumları üzerinde değil, hakikatin yeryüzündeki tezahürü üzerinde dahi belirleyicidir. hakikat ancak altyapının ona sunduğu form/şekil/giysi ile yeryüzünde görünür olabilir. altyapı değiştiğinde hakikatin giydiği elbise de değişmek zorundadır. sayısız peygamberin gönderilme hikmetlerinden biri de budur. onlar değişen şartlara göre hakikatin giydiği elbiseyi tekrar dizayn eden terzilerdir. bazen de bu vazifeyi peygamber varisi olan bilginler yapar.(hadis: ümmetimin alimleri israiloğullarının peygamberleri gibidir)

isnetus 10.09.2020 13:36 ~ 14:45

Mobil sürümden çık