Ey tanrı halil’i, kuzgunu neden öldürdün? buyruğa uydun doğru. fakat bu buyruğun hikmeti neydi?
onun sırlarından birazcığını göstermek gerek: kara kuzgunun “gaak” diye bağırması, dünyada daima uzun bir ömür istemesindendir. iblis gibi tek ve pak tanrı’dan kıyamete kadar dünya hayatını ister. iblis de “beni kıyamet gününe kadar yaşat “ dedi. keşke, “rabbimiz, tövbe ettik” deseydi. tövbesiz ömür, baştanbaşa can çekişmedir.
hâzır olan ve kaçılamayan ölüm, tanrı’dan gafil olmaktır. hakla beraber olunca ömür de ölüm de hoştur. fakat tanrı’sız abıhayat bile ateştir. öyle bir tapıdan daima ömür istemesi de lanet tesiriyledir. tanrı’dan, ondan başkasını istemek, görünüşte istenen şeyin artmasını istemektir; ama hakikatte onun tamamı ile eksilmesini dilemektir.
hele ayrılık ve yabancılıkla geçen ömür yok mu? bu adeta aslanın huzurunda tilkilik taslamaya benzer. bana daha fazla ömür ver de daha gerisin geri gideyim; mühletini uzat da daha aşağılık bir hale geleyim demektir. nihayet o, lanete nişane olur. lanet isteyen kişiyse kötü bir kişidir.
hoş ömür, yakınlık aleminden can beslemektir. kuzgunun ömrü ise pislik yemek içindir. bana fazla ömür ver ki pislik yiyeyim, daima bana bunu ver ki benim yaradılışım kötüdür demektedir. o ağzı kokan kuzgun, eğer pislik yemeseydi beni kuzgun huyundan kurtar diye yalvarırdı.
(mesnevi’den)
