Sen de azrail’i kovabilirsin.
o kadar zor bir iş değildir azrail’i kovmak.
mesela gayet muhtaç durumdaki birine yardım etsen veya herhangi bir şekilde makbul bir iyilik yapsan, ömrün bittiyse bile uzayacaktır; yani azrail’i kovmuş olursun.
levh-i mahfuzun iki yüzü vardır. bize bakan yüzünü değiştirmek mümkündür. sadakanın veya yapılan her türden güzel işlerin kaza ve belayı önlemesi, önleyemese bile hafifletmesi, ölümü ötelemesi bu kabildendir. şer işler de tam tersi etki mekanizmasına sahiptir. kaza ve belayı davet eder, hastalığı ölümü yakınlaştırır.
hz. musa’nın azrail’i tokatlayıp kovması meşhur bir kıssadır. hz. musa’nın tokat attığı azrail, elbette ona gelen meleğin bir yansıması, tecellisidir; onun vücudunda açığa çıkan evrensel kabzedici kuvvettir. meleğin bizzat kendisi değildir. evrensel kabzedici kuvvete tokat atmak zaten anlamsızdır.
hz. musa’nın yaptığı, kendi bedeninde beliren kabzedici kuvvete manevi gücü ile direnç göstermesi ve onu işlevsiz hale getirmesidir. bunun alem-i misal görüntüsü, yani rüya veya durugörüdeki suretlenmesi ise tokat atmak şeklinde olmuştur. bu temessül, öğrenilen ilimlerin rüyada süt içmek şeklinde görülmesinden farksızdır.
hz. musa’nın ölüme direnmesi ise korkudan, ölümden çekindiğinden veya dünya düşkünlüğünden değildir; sırf gayretindendir. o bir peygamberdir. hidayeti ve nuru yaymakta gayreti, şevki çok fazladır. tüm insanlığa nuru ulaştırmakta gayet arzuludur. böyle bir faaliyete kesinti gelmesi elbette ona acı gelecektir. ancak bu dünyada her şeyin bir sonu vardır. hz. musa elbette kendi vazifesinin de bir gün sonlanmak zorunda olduğunu bilir ve sonunda ölüme gönül hoşluğu ile rıza gösterir.
