• Kazın hırsı bir kattır. kibir ve gururun ise tam elli kat. şehvet hırsı yılandır. mevkî hırsı ise ejderha.
• kazın hırsı; boğaza, şehvete, aşağı tarafa düşkünlüktür. fakat yüksek
mevkilerde bulunma hırsında, bu aşağı duyguların tam yirmi misli toplanmıştır.
• mevkî sahibi, firavun gibi tanrılıktan dem vurur. allah ile ortaklık
ümidine düşen, nasıl olur da bağışlanır?
• âdem’in ehemmiyetsiz bir kusuru, karnına ve şehvetine düşkünlüktendi. iblisin suçu ise, kendini üstün görmektendi.
• bundan dolayı Hz. Adem hemen istiğfar etti. lanetlenmiş şeytan ise, gurura kapılması yüzünden, tövbe etmeye tenezzül bile etmedi.
• boğaza, şehvete düşkünlük de elbette kötüdür. ama, bu mevkî hırsı gibi
değildir.
• eğer bu mevkî hırsının kökünü, dallarını söylemeye girişirsem, bir başka
defter bulmak gerek.
• şeytanlık, lügatte, baş çekmektir, baş olma hırsı manasına gelir ki, bu
sıfat lanetlenmiştir.
• sofranın etrafına yüz kişi oturur, yemek yer de, başkan olmak isteyen, iki kişi dünyaya sığmaz.
• birisi öbürünün yeryüzünde kalmasını istemez. padişah, padişahlığına ortak olur diye, babasını bile öldürür.
• şu sözü duymuşsundur: “padişahlık kısırdır.” demişlerdir. padişahlık arayan korkusundan hısım ve akrabalarım bile keser.
• uluhiyet celâl sahibinin libasıdır. o libası kim giyerse ona vebal olur.
• gerçekte taç o’nundur. bizim hakkımız ise kulluk kemerini kuşanmaktır. haddini aşanın vay haline.
• sendeki o tavus kanadı, yani mal, mülk, yüksek mevkî gibi şeyler, senin için bir imtihandır. bunlara kapıldın mı, allâh’a şerîk olmaya, onun gibi noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu davaya kalkışırsın.
(mesnevi’den)
