Türkiye’deki diğer benzerleri gibi “menzil”, nakşi tarikatı değil, bildiğimiz cemaattir.
neden mi?
çünkü nakşi’lik seyr-i sülukta(bilincin yolculuğunda) bir ekoldür. nakşi sayılabilmek için, o ekolün bilinç yolculuğunu tamamlamak gerekir.
cezbe-i maiyyet (allah ile beraber olmak şuuru) ki, şah-ı nakşibend hazretlerine bir ihsan-ı ilahi olarak verilmiştir.
cezbe-i kayyumiyet (tüm varlığın allah ile kaim olduğu şuuru) ki, hz. ebubekir’e lütuf olarak gelmiş bir velayet nispetidir.
işte, bu iki manevi yolculuğu tamamlayıp, şuuruna erişen kimse nakşibendî olmuştur; sözü edilen nispetler onun kalbine nakşedilmiştir.
şimdi sorayım size; menzil’cilerden kaç kişi bahsedilen seviyeye ulaşmıştır? hatta türkiye’de böyle kaç kişi vardır?
kanaatimce, parmakla sayılacak kadar az kişi çıkar şu koskoca ülkede; onların da menfaat ilişkilerine gireceğini hiç sanmıyorum.
perde perde veralar, ışık başka, nur başka;
bir anlık visal* başka, kesiksiz huzur başka.
(nfk)
not: menzil cemaati zararlı bir oluşum değildir. ülkeye veya insanlara herhangi bir zararları yoktur. bu anlamda, onları fetö ile mukayese etmek kesinlikle doğru olmayacaktır.

