Site simgesi İsnetus

Mina Urgan

Necip fazıl’ın arkadaşı olduğu için tanımıştım mina urgan’ı. yine o yüzden “bir dinozorun anıları” adlı kitabını da alıp okumuştum.

o kitapta çocukların çektiği çileleri ve ölümlerini gördükten sonra, tanrıya inanmaktan vazgeçtiğini söylüyordu.

ister inansın ister inanmasın, kendi bileceği iş, bizi ilgilendirmez. ancak inkarının gerekçesi hakkında söylemek istediklerim var.

bizler çocuklara, yavrulara niçin şefkat hissi besleriz ki?

aynı şefkat hissi sair hayvanlarda dahi vardır.

görünen köy kılavuz istemez… elbette türün devamı için ebeveyninin yavrularına şefkat göstermesi zaruridir. zira yavruların ebeveyn desteği olmadan hayatta kalmaları mümkün değildir.

aslında ortada tabiatın basit bir oyunu vardır. tabiat, canlılara beyin kimyası ve hormonlar aracılığı ile hükmeder. önce her üyesinin kendini hayatta tutmasını ister; sonra da türün devamı için üremesini…üreme için erkek ve dişi üyelerinde hormon ve nörotransmiterler aracılığı ile şiddetli arzu oluşturur. sonrasında da doğacak yavru için tekrar kimyasal düzenleme yapar ve yavruya karşı yoğun şefkat hissi meydana getirir. yavru yeterince büyüğünde de o hormonu keser ve böylece ebeveyni yavruyu terk eder.

insan dediğin tabiatın üç beş kimyasal ile güttüğü bir mahluktur nihayetinde. çocuklara ve yavrulara fazlaca önem ve kutsiyet atfetmek rasyonel düşünce açısından anlamsızdır. 3-5 mg oksitosin hormonuna bakar o çocuk kutsamalarının hepsi…

evrensel düzenin bir gereği olarak türün devamına dair bazı ayarlamalar yapılmış. sen bu şefkat hissini mecrasından çıkarıp, o hissi vereni inkar ediyorsun; tamamen çelişik…beyin kimyanı gereken şekilde düzenlesek, o çocukları ve yavruları önce sen tekmelemeye başlarsın halbuki…

not: bu entry’de konu yalnızca vahşi tabiat çerçevesinde ele alınmıştır. melekût alemi veya nur boyutunun gereklerine değinilmemiştir.

isnetus 06.09.2021 18:07 ~ 18:30

Mobil sürümden çık