Bu bir hadistir.
bu hadisi duyan günümüz insanının tepkisi nasıl olur sizce?
“yok canım öyle şey mi olur? kesin uydurmadır…”. adam anlayamadığı hadisi direkt sildi attı.
kabul eden tayfa da bu hadisi anlamadan basmakalıp bir şekilde tekrar etmekle yetinecektir. ancak bu kullanım herhangi bir sistematik düşünce çerçevesinde olmadığı için dogma inşasına bir tuğla olmaktan öteye gidemeyecektir.
bu nasıl mümkün olabilir?
gerçekten bir mümin, münkirin yedi biri kadar mı yemek yer?
şimdi öncelikle şunu belirtelim: bu hadisin ilk muhatabı peygamberin arkadaşları olan sahabedir. onlar nübüvvet nurlarına gark olmuş kimseler idi. bu nurun insan üzerinde pek çok etkisi vardır(bir kısmı önceki makalelerde işlendi), bunlardan biri de insandaki spritüel bedenin doğrudan güneş enerjisini absorbe edebilme yeteneğini artırmaktır.
yani neymiş?
aslında sahabe dahi her insan gibi belirli miktar enerji girdisine ihtiyaç duyuyormuş. ancak bu ihtiyacın önemli bir kısmını doğrudan absorbe edebildiği için gıda ihtiyacı az oluyormuş. vücuda giren yiyecek miktarı arttıkça, toksik madde ve atık ürün birikimi de fazla olur. o da bedenin çabuk yıpranması ve hastalıkların artışı anlamına gelir.
enerjinin doğrudan absorbe edilmesi ise temiz kaynaktır. vücut her zaman dinç ve sıhhatli kalır. nitekim peygamber zamanında medine’ye gelen bir hekim, uzun süre hiç iş çıkmayınca ayrılmak zorunda kalmıştır.
müslüman da olsalar günümüz insanı için sözü edilen hadise hemen hemen geçersizdir. zira güneş enerjsini doğrudan absorbe edecek açıklık yoktur hiçbirinde veya çok azdır.
sorular:
1. şimdi bu hadisin izahına nispetle, diğer hadislerin sistematik düşünce içinde bambaşka konumları olabileceğini öne sürebilir miyiz?
2. sahabeye hiç benzer yanımız yokken, müminlik vasfı bizde ne derece açığa çıkabilmiştir?
