Zahirdeki hadesten taharetin batındaki karşılığı kalbin fenasıdır…
zahirdeki necasetten taharetin batındaki karşılığı nefsin fenasıdır…
bu şartlar sağlanmadığı sürece “namazlarından gafildirler” hükmünün içindeyiz demektir.
Aynülkudât Hemedanî Hazretleri (ks) eserinde şöyle der:
“yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarından gafildirler.” (maun 4)
ayetinin anlamını peygamberden dinle, şöyle buyurmuştur:
“bir zaman gelecek ümmetinden pek çok kimse mescitlerde toplanıp namaz kılacaklar, ancak içlerinden hiçbiri müslüman olmayacaktır”
not: kalbin tasfiyesi ile gaflet bir derece izale olur. bu seviye bizim için yeterlidir. nefsin tezkiyesi veya fenası ile gaflet tamamen izale olur. ancak bu işlem yalnızca çok yüksek zatların harcıdır; bizi aşar…
kalbin tasfiyesi= ilahi isimlerin nurlarının kalbe doğması ve böylece kalp aynasındaki karanlığın kalkmasıdır. hakikat ehli bir zata kalp aynasını çevirmeden bu gerçekleşmez. hakikat ehlinin kalp aynasına güneş yerleşmiştir. daha doğrusu o aynaya bir suretini bırakmıştır. kim ki kalp aynasını sevgi yoluyla hakikat ehline çevirirse onun kalbine de güneşin bir kopyası akseder. işte bu, hakkın o kimseye gelmesidir.
bu yüzden hakikat ehline rabtolmadan yapılan tüm ibadetler sonuçsuz kalır; çünkü onsuz hakka yönelmek imkansızdır. yöneldiğini iddia edenlerinki sadece zan ve akıl oyunlarıdır.
