1- allah’ın (nusreti) yardımı geldiği vakit,
2- insanların bölük bölük allah’ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit.
3- rabbine hamd ile tesbih et ve o’ndan mağfiret dile. muhakkak o, tevbeleri kabul edendir. (tevvab’dır).
“allah’ın yardımı geldiği vakit”… isim ve sıfat tecellileriyle melekuti yardım ve kutsi destek olan “fetih”, ötesinde başka zafer olmayan mutlak zafer geldiği vakit…
bundan maksat, teklik huzuru kapısının açılması ve apaçık fetihten sonra ruh makamında müşahede ile zati keşfin gerçekleşmesidir.
“insanların…allah’ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit”… insanların tevhide, dosdoğru yolda süluk etmeye, senin nurunun kemal noktasına geldikten sonra onlara tesir etmesiyle, “bölük bölük” dine girmeye başladıklarını, tek bir nefismiş gibi toplandıklarını, senin zatının feyzinden feyizlendiklerini, nefsinin makamında kaim olduklarını gördüğün vakit… ki bunlar istidat sahibi kimselerdir; rasulullah’ın (s.a.v) nefsi ile onların nefsleri arasında aynı cinsten olma ilişkisi, uyumu ve rabıtası vardır. bu da onların, feyzini kabul etmek suretiyle o’nunla bütünleşmelerini gerektirir.
“…tesbih et…” kalp makamı aracılığıyla zatını perdelenmekten arındır. çünkü kalp makamı, nübüvvet madenidir. zatını arındırman, beden bağını kesmek ve velayet madeni olan hakkal yakin makamına yükselmek şeklinde gerçekleşir.
“rabbine hamdederek…” tecrit esnasında o’nun kemalatını ve eksiksiz sıfatlarını izhar etmek demek olan fiili hamd ile o’na hamd et.
“ve o’ndan mağfiret dile.” zatının o’nun zatıyla örtülmesini iste. tıpkı halka dönüş ve nüzul öncesindeki fena halinde olduğun gibi.
“muhakkak o, tevvab’dır.” yani tevbeleri çok kabul edendir. kendisine dönenin dönüşünü, onu kendi nuruyla fenaya erdirmek suretiyle kabul eder.
din kemale erdiği ve uğruna nebi olarak gönderildiği daveti istikrar bulup kalıcılık kazandığı için, yüce allah, ancak ölümden sonra devam edebilen hakkal yakin makamına dönmesini emrediyor.
bu yüzden, bu sure nazil olup rasulullah (s.a.v) onu okuyunca, sahabeler sevindiler. ama ibni abbas ağladı. rasulullah (s.a.v) “niçin ağlıyorsun?” diye sordu. o da şu cevabı verdi: bu sureyle birlikte sana ölüm haberin verildi.” rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: bu delikanlıya çok ilim verilmiştir…
bir rivayette belirtildiğine göre, nasr suresi nazil olunca, rasulullah (s.a.v) halka hitap etti ve şöyle buyurdu: “bir kulu allah, dünya ile kendisine kavuşma arasında serbest bıraktı. o kul allah’a kavuşmayı tercih etti.” bunun duyan ebubekir (r.a) ağladı ve şöyle dedi: “canlarımız, mallarımız, babalarımız ve oğullarımız sana feda olsun”.
bir diğer rivayette belirtildiğine göre, bu sure nazil olunca rasulullah (s.a.v) hz. fatıma’yı (a.s) çağırır ve şöyle der: “kızım! bana, öleceğim bildirildi.” fatıma ağlar. rasulullah (s.a.v): “ağlama. çünkü ailem içinde bana ilk kavuşacak olan sensin”, der. bunun üzerine fatıma gülmeye başlar. bu sureye “veda suresi” adı verilmiştir. rivayete göre rasulullah (s.a.v) bu surenin inmesinden sonra iki sene daha yaşamıştır.
(tefsir-i kebir / tevilat)
