Klasik tanımda nefsin(şuurun) yedi mertebesi olduğu söylenir. ancak biz konumuz çerçevesinde sadece iki mertebe tanımlayacağız ve ara kademeleri itibara almayacağız.
bunlar nefs-i emmare ve nefs-i mutmainne’dir.
emmare, şuurun en dip seviyesidir ve bu aşamada kişi bilinçaltı itibariyle tamamen şirk ve küfür üzeredir. sebebi de kendini “ben” etrafında bağımsız bir güç olarak örgütlemesidir. kendini bağımsız bir güç, irade ve mülk sahibi olarak ortaya koyar. böyle yapmakla Allah’ın gücünü ve mülkünü gaspetmiş olur.
tüm çelişki, çatışma, kavga da buradan doğar zaten. zira çok sayıda güç sahibi, zorunlu olarak çatışma demektir. kan dökmek demektir.
mutmainne’de ise “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” sırrı zuhur etmiş ve bilinci kaplamıştır. bu kimse emaneti sahibine iade etmiş, güç iddiasından vazgeçmiştir. bu kimse artık bilinçaltı itibariyle dahi iman sahibi olmuştur ki, bilinçaltı insan davranışlarının çoğunun kaynağıdır. klasik tabirle, bu kimsenin imanı kalbine inmiştir. diğerlerinin ise dilinde kalmıştır.
islami kesimin yaptığı yıkıcı ve en büyük hatalardan biri peygamber dönemi uygulamalarını aynen alabileceklerini sanmalarıdır. işin zaman ve değişen çevre kısmını bir yana bırakalım, sırf şuur farkı yüzünden dahi uygulamalar günümüze aynen transfer edilemezler.
kolay anlaşılması için bir örnek vereyim: mesela haremlik ve selamlık uygulamasını emmare şuurların oluşturduğu bir toplumda uygulamaya kalkarsak ne olur?
ben size söyleyeyim: emmare bir toplumda kadın ve erkek arasına duvarlar örerseniz eşcinsellik başta olmak üzere her türden cinsel sapkınlık patlama yapar. bu tezin doğru olduğu apaçık meydandadır. sağlama bile gerektirmez. ne oldu şimdi? kuran ve sünnete mi uydunuz yoksa büsbütün ona ters mi düştünüz?
zira eşcinsellik zinadan bin beter bir günahtır. onda hem zina günahı hem fıtrata ihanet vardır. eşcinselliğin yayıldığı toplum tamamen ifsat olur. bu verdiğim misali diğer tüm konulara da uygularsanız, islam aleminin içinde bulunduğu durumu bir parça anlarsınız sanırım.
nübüvvet nurunda nefsleri kısa sürede temize çıkan insanların hayatı, emmare seviyesinde oluşmuş bir toplum için doğrudan örnek teşkil etmez. araya gerekli dönüştürme proseslerini eklemek gerekir.
emmarelerin oluşturduğu toplumun tüm yapılanması dehşet dengesi üzerinedir. orada gücü ancak güç ile dengeleyebilirsiniz. orada islami prensiplerin yürürlüğe sokulması dahi çok çok özel bir rejim gerektirir. bu konular bizim orta çağdan kalma, köküne kıran giresi, din esnafı sınıfının aklının alacağı işler değildir.
