Emmare yani şuurun en dip mertebesi cehennemin ta kendisidir. cehennemi ötelerde aramamak lazım. cehennem insan şuurunun düştüğü bir çukurdur. acı, pişmanlık ve yanışlar yurdudur.
dünya oluş, ahiret ise görüş yeridir. dünyada çekilen film, ahirette gösterime girer. yoksa ahirette yeni bir şey olmaz. dünyada kendi ellerimizle inşa ettiğimiz bilinç bedenimiz ahirette fizik bedenimiz olur ve kendine uygun titreşim frekansındaki bölgeye yerleşir.
dünyada yanan, ahirette de yanar.
dünyada kör olan ahirette de kördür.
dünyada nuru bulan, ahirette nur yurdundadır yani cennettedir.
emmare cehennemin ta kendisidir dedik. emmare ego hapishanesidir. ona hakikatleri ne kadar anlatırsanız anlatın, ya duymaz ya da tamamen tersinden anlar. doğru düzgün anlaması mümkün değildir.
rıza hakikatinden bahsettik ya, adam bana onu okuduktan sonra şöyle mesaj atıyor: “o tanrı denen yukardaki salağa söyle, işime karışmasın artık”
tanrı veya allah derken biz bir mecaza veya bir olguya işaret ediyoruz. pratikte bu evrensel düzendir. yoksa karşında öyle iri kıyım hormonlu bir süpermen yok.
tasavvuftaki tam ifadesi şudur: allah hiçbir ilimle malum ve hiçbir hükümle mahkum değildir. kısacası allah’ı bir şahıs gibi düşünmekle saçmalıyorsun. kafanda kendi uydurduğun bir imge ile uğraşıp duruyorsun.
dışarda gördüğün tüm sınırlar aslında senin içinde. kendi içindeki sınırları kaldırmayı başarsaydın, tüm evrenin sana itaat ettiğini görürdün. o saçma sapan tanrı inancından da kurtulurdun.
tanrı manrı yok arkadaşım.
biliyorum yine anlamayacaksın ama ben yine de söylemiş olayım.
tanrı yok evrensel bir düzen var.

