– İsnetus, ben kendi ego kaynaklı davranışlarımı görmeye başladım. senin makale’lerini deli gibi okuyordum. mesnevi okuyordum ve tesbihat yapıyordum. sonra bir gün gördüm ki tüm bunları bile öne geçmek, değerli olmak, kendimi göstermek, başkalarıyla rekabet duyguları içinde yapıyormuşum.
+ peki bunları görmeye başlayınca neler değişti sende?
– eskiden şevkle yaptığım okumaları yapmak istemiyorum artık. karmaşa içine düştüm.
+ niçin yapmak istemiyorsun?
– çünkü o duygularla yaptığım iş ilerlemek bir yana, beni hepten batırır. onu anladım. ayrıca çok kızgın ve kırgınım kendime. ben niye böyleyim diye hep içim içimi yiyor.
+ oldu mu ya şimdi? hem gayretin söndü hem de duygusal bir karmaşa içine düştün. egonun her idrak mertebesinde bir oyunu vardır. sen onun bir yüzünü gördün ama derhal yeni tuzağına düştün. seni çalışmaktan alıkoydu. şevkini zevkini söndürdü. öfkelenmene neden oldu ve psikolojini bozdu.
– iyi ama ne yapabilirim ki bu durumda?
+ çalışmana aynı şevk ve zevkle devam et. okumalarını tesbihatını, farz namazlarını aksatma. ben bunları sırf öne geçmek, kendimi değerli kılmak için yapıyorum hissi geldiğinde aldırma. hiç istifini bozma ama kendinin o halini de gözlemle ve farkında ol. hepsi bu kadar. hiçbir duygusallığa kendini kaptırma. buz gibi bir prusya subayı gibi kendini gözlemle ve işine devam et. öfke, kızgınlık, pişmanlık, üzüntü vb herhangi bir duyguya kapıldığın anda zokayı yuttun demektir; bunu iyi anla.
ben de yaşadım zamanında tüm bu halleri. nice zamanlar şaşkın şaşkın dolandım durdum, boşa zaman kaybettim. sen bu sözlerimi iyi anla ve zaman kaybetme. çözüm, buz gibi soğukkanlı olmak, gözlemlemek ve farkında olmak ve çalışmaya zevkle ve şevkle devam etmektir.
farkında olup tepkisiz bir şekilde egoyu ve hallerini gözlemlemek onu bitirir. olumlu veya olumsuz bir tepki vermek ise onu yaşatır.
