İnsanlara mesnevi okumayı tavsiye edişimi pek çok kimse bir türlü anlayamıyor. “nasıl olur böyle bir şey” diyorlar ve hayretler içinde kalıyorlar; çünkü onların kafalarındaki din ile gerçekler çok çok farklı.
nübüvvet, dinin toplumsal boyutudur ve arka planda çok yüksek bir şuur ve nur barındırır. o nur, demir tozlarını hizaya sokan mıknatıs gibi insanları organize eder.
bir sahabi, “peygamber vefat edip, defnedildiğinde kalbimizdeki değişikliği hissettik” der.
neydi bu değişiklik?
herkesi ve her şeyi organize eden o çok yüksek titreşimli manyetik alan ortamdan çekilmişti. artık sahabiler kendi kendileri ile baş başa kalmışlardı. elbette peygamber hayatta iken ondan çok büyük kazanımlar elde etmiş sahabiler vardı. zaten o yüzden nübüvvet nuru peygamberin vefatıyla tamamen ortadan kalkmadı.
bir müddet daha o nur azalarak da olsa parlamaya devam etti. ancak üç nesil içinde tamamen söndü. bu da kabaca 250 yıl eder.
pek çok kimsenin aldandıkları nokta, kuran veya hadis okumakla dinin öğrenileceğini sanmalarıdır. halbuki ayetler ve hadisler, o bahsettiğimiz nur ve şuurun söze dökülmüş hali ve tercümanıdır. o nurdan yoksunsak eğer, incisi düşmüş istiridye gibi elimizde kuru bir kabuk kalır. o kabuk ölüdür.
o nura sahip olan kimse ise yürüyen kuran veya canlı kuran’dır. insanlar ancak böylelerinden istifade edebilirler. kuru bilgiler sadece klişe ve dogma üretmeye yararlar.
tasavvuf veya velayet yolu ise islam’ın kişisel gelişim boyutudur. toplumsal yönü pek yoktur veya çok sınırlıdır.
tasavvufi yollar durduk yere revaç buldular sanmayın. bu bir ihtiyacın sonucudur. nübüvvet nuru sahayı terk edince mecburen bayrağı o devralmıştır. güneş batmış ve ay bütün ihtişamı ile zuhur etmiştir.
nübüvvet nuru güneş gibi aydınlatır; velayet nuru ise ay gibi ışık verir.
velayetin toplumsal alana ve siyasete girme gücü olmadığı için o kısım süfli siyaset ehline kalmıştır. bunlar siyasetin bir gereği olarak her türlü melaneti yaparlar; yapmak da zorundadırlar. orada oyunun kuralı budur.
şimdi gelelim insanlara niçin mesnevi okumayı tavsiye ettiğim konusuna?
şu anda güneş batmış durumdadır ve tek ışık kaynağımız aydır; yani velayet yoludur. eğer ben güneşten başkasını tanımam derseniz ve ona göre hareket ederseniz, ayın ışığından da mahrum kalırsınız. dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olursunuz.
o yüzden iyisi mi biz velayet yolunun esaslarını en güzel şekilde anlatan kitabımızı, yani mesnevi’yi ısrarla okumaya devam edelim. ay ışığında menzilimize doğru yol alalım. mesnevi, velayet yolunda yazılmış en büyük eserdir ve henüz onun yakınına bile yanaşabilmiş alternatif bir eser ortaya konulamamıştır.
not: güneş ve ay sembolizminin başka anlamları da vardır. benim bu yazıda bahsettiğim anlam katlarından sadece bir tanesidir.

