Peygamber efendimiz “öfkelenme” diyor.
bu sözün hangi bağlamda söylendiğiniz bilmiyorsak, bu sözden ne bir şey anlamamız ne de uygulamaya geçirmemiz mümkün olmaz.
herhangi bir hayvanın algı sahasına giren her bir mahluk için altbeyninde şu kod otomatik olarak çalışır:
1. bu beni yer mi?
2. ben onu yer miyim?
3. bu benim için cinsel eş mi?
çalışan algoritmanın cevabı ilk madde olarak çıkmışsa hayvan “korku” dediğimiz duygu durumunu yaşar ve ona göre hormonlar kana salgılanmaya başlar. nefes alışveriş hızlanır ki, kan yeterince oksijenlensin. tüm kan o an için gereksiz organlardan çekilir ve bacaklara gönderilir. kanın pıhtılaşma özelliği artar.
korkunca yüzümüzün sararması bundandır. o an için kan deriden ve iç organlardan çekilip bacaklara gönderilir. hızlı nefes ile oksijence zenginleştirilir. her şey organizmanın kaçıp hayatta kalabilmesi içindir. bu esnada yaralanma olursa fazla kan kaybı olmasın diye kanın pıhtılaşma özelliği artmıştır.
eğer algoritmanın sonucu ikinci madde çıkarsa, bu sefer korku değil öfke dediğimiz saldırganlık duygu durumu ortaya çıkar organizmada. kan kaçış için bacaklara değil, savaşmak için üst organlara(ellere, pençelere vs.) gönderilir. öfkelenince yüzümüz o yüzden kızarır.
üçüncü maddede ise kur yapma davranışı ortaya çıkar.
buradan varacağımız sonuç şudur: öfke tipik bir hayvan davranışı olup insan davranışı değildir. öfkelenen kimsenin yırtıcı hayvandan farkı kalmaz.
insan ise bambaşka bir varlıktır. burada insandan kastımız altbeyin olarak hayvanlıktan kurtulmuş ve insan olabilmiş kişidir. o öfkelenmez veya bildiğimiz anlamda öfkelenmez.
çünkü insanın evreni algılayışı başkadır. ona göre allah dilemediği müddetçe kılına bile zarar gelmesi asla mümkün değildir. allah’ın dilemesi ise kişinin şuur seviyesine ve haline göredir.
bela gelmez hak yazmayınca
hak yazmaz kul azmayınca
bu durumda insan kendi dışındaki mahluklardan korkmaz; ama kendi niyet, düşünce, söz ve fiillerinden korkar; çünkü üzerine gelecek her şey bunlara bağlıdır(allah korkusu dediğimiz de budur zaten. aksakallı tanrı karşısında ezilip büzülmek değildir).
sonuç: öfke kişiyi hayvan seviyesine kitleyen bir duygu durumudur. o seviyede mahsur kalmamak için mümkün mertebe halim selim, hoşgörülü, anlayışlı olmamız gerekiyor.
