Hz. Mûsâ firavun’a dedi ki: “benden bir öğüt duy ve öğüt gereğince
hareket et de, karşılığında dört fazîlet, dört iyi huy sâhibi ol!”
• firavun sordu: “ey mûsâ; o bir öğüt nedir? onu bana anlat, açıkla!”
• hz. mûsâ cevap verdi: “o bir şey şudur:
‘allâh’tan başka mâbud yoktur!’ diye açık olarak hakk’ın birliğini kabul et!
• o tek olan, o eşsiz olan allâh, göklerin, göklerdeki yıldızların, yeryüzünde
insanların, şeytanların, perilerin, cinlerin, kuşların yaratıcısıdır!
• denizin, ovanın, dağın, çölün yaratıcısı odur; mülkünün sınırı, zatının benzeri yoktur!”
• firavun dedi ki: “ey mûsâ! bu inanca karşılık olarak bana vereceğin o dört
şey nedir; onları söyle!
2528• mûsâ (a.s.) dedi ki: “o dört lutfun birincisi bedeninde daimî bir sağlık
ve afiyet bulunur!tıp bilgisinde adları geçen bütün hastalıklar bedeninden uzak kalır!
2530 • ikincisi; öyle bir uzun ömür elde edersin ki, ecel bile senin ömrünün
uzunluğundan çekinir, sana yaklaşamaz! sağlıkla geçen uzun bir ömürden sonra, muradına ermeden dünyadan gitmezsin! ölümün de seni acılarla, ıztıraplarla canından bıktıracak bir hastalıktan olmayacak; süt emen bir çocuğun sütü istediği gibi sen de ölümü zevkle, kendi isteğin ile karşılayacaksın!
“üçüncü vaadi de söyle! heyecanla gönlüm eridi gitti!”
• hz. mûsâ buyurdu ki: “o üçüncüsü şu: dünyada ve âhirette düşmandan
arınmış devlet ve saltanata erişirsin; her türlü korkudan kurtulur, emniyet
içinde yaşarsın! öyle bir devlet ve hükümet ki, bugünki mülkünden daha geniş, daha büyüktür! şimdiki devletin savaşla ayakta duruyor, o devlet ise ebedî barış içindedir!
• kendisi ile savaş halinde bulunduğun allâh, sana bunca mülk ve devlet verirse; barış
halinde sana neler vereceğini, nasıl bir nimet sofrası kuracağını düşün!
• o kerem sâhibi allâh, senin cefâna karşı, bunları ihsân etti; vefâlı olunca, seni nasıl görüp gözeteceğini artık sen hesab et!”
• firavun; “ey mûsâ!” dedi. “dördüncüsü nedir? çabuk söyle; çünkü sabrım
kalmadı, hırsım arttı!”
• mûsâ; “dördüncüsü” dedi, “genç kalırsın; saçların katran gibi simsiyah
durur, yüzün ise erguvan gibi pespembe kalır!” “ne yüzüne ihtiyarlık buruşukluğu gelecek, ne de selvi gibi olan boyun iki kat olacak!
• ne senden gençlik kuvveti eksilecek, ne de dişlerin ağrıyıp çürüyüp
dökülecek! ne kadınların erkeklerden nefretlerine sebep olan gevşekliği, ne de kadına
yaklaşamamak derdini görürsün!”
(mesnevi’den)
not: bu kıssadan musa bilinç mertebesinde oluşan tevhid idrakının bedensel, cismani sonuçlarının da olduğunu anlıyoruz. ancak musevi bilinç mertebesine gelmek için öncesinde elbette ibrahimi bilincin aşılması gerekir. aşağıdaki vaadlerin gerçekleşmesi için firavunun yani musevi bilinç mertebesindeki nefsani kutbun veya antitezin tasfiye edilmesi zorunludur.
vaadler:
1. sıhhat ve afiyet üzere olup her türlü hastalıktan uzak olmak.
2. sağlıklı uzun bir ömür ve nihayetinde de acısız güzel bir ölüm.
3. müreffeh bir hayat ve her türlü korkudan emniyet.
4. yaşlanmamak ve genç kalmak.
