Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…
hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?…
öleceğiz müjdeler olsun,müjdeler olsun !
ölümü de öldüren rabbe secdeler olsun!
kapı kapı, yolun son kapısı ölümse;
her kapıda ağlayıp, o kapıda gülümse!
o demdeki, perdeler kalkar, perdeler iner,
azraile hoşgeldin, diyebilmekte hüner…
o dem çocuklar gibi sevinçten zıplar mısın?
toprağın altındaki saklambaçta var mısın?
ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var;
oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var.!…
ufka bakarlar; ölüm uzakta mı uzakta…
ve tabut bekler, suya inmek için kızakta…..
sultan olmak dilersen, tacı, sorgucu, unut !
zafer araban senin, gıcırtılı bir tabut!
(nfk)
anne karnındaki çocuk doğmaktan memnun değildir, ağlaması buna delildir; ama gerçekte o dar mekandan çok daha geniş ve ferah bir dünyaya gelmiştir. ölüm de buna benzer; bu dar ve belalı dünyadan çok daha rahat, geniş ve de nurani bir dünyaya göçeriz.
bir tohum, filizlenmek, kocaman ağaç olup çiçek açmak ve meyvelerini dökmek için kabuğunu kırmak ve onu terk etmek zorundadır. kabuk kırılır, içindekini salıverir; artık o kabuk toprakta çürüse de, ne gam!
1. arz (beden), şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldığında;
2. arz, ağırlıklarını dışarı attığında,
3. insan “buna ne oluyor?” dediğinde (panik yaşadığında),
(zilzal suresi)
