Ölmeyi fantastik, romantik bir şey sananların açtığı ve dahi yazdığı başlık.
ölüm adı verilen boyutlar arası geçişi yaşayacak olan insan, sekerat adı verilen bir sürece girer. sekerat aslında bir açıdan son şans, bir açıdan da nefs ve ruh arasındaki nihai muharebedir.
insan tüm hayatının hasılası halinde nefs ve ruh ordularını kendi hayat tarzıyla hazırlar. islamın yasak ettiği, günah ve haram adı verilen fiilleri icra eden şahıs, kendi eliyle nefsin karanlık ordularına asker üretmektedir; zira işlenen her günah, karanlık bir enerji açığa çıkartır. bu enerjiyi gıda olarak kullanan negatif spritüel varlıklar(dindeki şeytanlar) derhal arzı endam edip, o kişiye musallat olurlar ve daha çok günaha teşvik ederler. bu bir kısır döngü halinde sürüp gider.
dindeki ibadet, ilim, tefekkür, marifet gibi faliyetler ise ruhun ordularını oluşturacak nurdan/ışıktan/meleki varlıklar üretir.
tüm ömür müddeti boyunca çatışma içinde olan bu iki ordu, sekerat esnasında nihai kapışma için karşı karşıya gelirler. ömrünü günahlar içinde tüketenlerin hiç şansı yoktur. karanlık güçler anında ruhu ezip hakimiyetini kurarlar. artık bu kimse ebedi cehennemliktir. nurani güçlerin galip geldiği az sayıda vakada ise ölen şahıs cennet nimetlerini daha o anda tatmaya başlar. perdeler aralanır, melekler müjde verir, cennetten esintiler gelir. o kimse ölümü iştiyakla, mutlulukla karşılar ve boyutlar arası geçiş tamamlanır. bilinç yeni bir boyuta transfer olup, oranın seyyal materyalinden kendine yeni bir beden giyer. evet ruh hangi boyutla ilgi kursa kendine o ortamın materyalinden bir avatar beden derler. ruh, hayy(gerçek diri) olduğundan onun için çok kolay bir işlemdir bu. o boyuttan çıktığında ise avatar beden tıpkı çıkarılmış bir elbise gibi kalır ve unsurlarına ayrışır.
aslında ahiret dediğimiz ortamı biz bu dünyada hazırlıyoruz. dünyada iken inşa ettiğimiz bilinç bedeniniz, ahiret ortamının çekirdeği hükmündedir. insan tıpkı bir bitki gibi bu çekirdeği geride bırakır ve kuruyup toprağa karışır. işte bu çekirdek ahiret boyutunda filizlenir ve bir ağaca dönüşür. ancak bu ağaç, ya tûbâ ağacı ya da zakkum ağacı olarak varlık sahasına çıkar. iman ve marifet suyu ile terbiye olan bitkilerin tohumları tûbâ ağacı; küfür/inkar lağımından gelen suyla beslenen ağaçların tohumları ise zakkum ağacı şeklinde neşvü nema bulur.
