Niçin oruç tutarız?
insan, gıdalardan ve doğrudan doğruya güneşten olmak üzere başlıca iki kaynaktan enerji alımı yapabilmektedir. esasen yiyeceklerden dolaylı yoldan da olsa yine güneş enerjisi almış olmaktayız. son tahlilde hem insanlar hem de diğer canlılar güneş enerjisi ile hayatta kalmaktadırlar.
gıdalardan alınan enerji kısmını herkes bilir ama doğrudan güneş enerjisinin alımı spritüel boyut yoluyla olduğu için pek bilinmez. bizler oruç tuttuğumuzda yani güneşin aktif olduğu vakitlerde yemekten ve içmekten kaçındığımızda enerji alım kanallarından birini kesmiş olmaktayız. güneş battıktan sonraki gıda alımı ise sorun teşkil etmemektedir çünkü tek kanallı enerji alımı korunmaktadır.
peki niçin enerji alımını kısıtlamak istiyoruz?
elbette şuurumuzun madde seviyesine saplanıp kalmaması için bunu yapıyoruz. beden ve onun enerjetik eşleniği olan nefsimiz ne kadar güçlü olursa şuurumuzu o derece güçlü bir şekilde maddeye bağlayacak ve yükselmekten alıkoyacaktır. bir sıcak hava balonunun yükselmesi için iki şartın yerine gelmesi gerekir: bunlar balonun sıcak hava ile doldurulması ve sepetteki kum torbalarının atılmasıdır.
namaz, zikir, kuran, tefekkür balonu dolduran sıcak hava gibidir. oruç ise kum torbalarının kesilmesi hükmündedir.
ayrıca güneşin egoyu, benliği güçlendiren bir yanı da vardır ki, bu meseleyi de ayrıca incelemek gerekir. evliyanın ve peygamberlerin riyazet döneminde mağaralara kapanmasının nedenlerinden biri de budur.
not: bir kimse oruç tuttukça güneşten doğrudan enerji alabilme kabiliyeti artmaktadır. zira beden enerji açığını kapatabilmek için imkanlarını zorlamaktadır. sonuçta düzenli oruç tutan kimseler, tutmayanlara göre daha az gıda girdisine ihtiyaç duyarlar. bu da daha sağlıklı ve genç kalmalarına yol açar; çünkü fazla gıda alımı atık maddeler nedeniyle vücudu yıpratmakta ve çabucak yaşlanmasına sebep olmaktadır.

