Paça çorbası dendiğinde benim aklıma direkt bu tasavvuf kıssası gelir:
evliyadan hâce ali ramitenî hazretleri; lakabı “azîzan”dır.
bir gün azizan hazretlerine, hatırı sayılır bir zat misafir geliyor. fakat evde hazır yemek yok. . azizan hazretleri üzülüyorlar. evlerinin kapısına çıkıyorlar. o sırada, paça satan bir genç elinde bir çömlekle çıka geliyor. çömlekte paça çorbası var.
genç :
— bu yemeği siz ve yakınlarınız için hazırladım. kabul buyurursanız beni mesut edersiniz.
diyor.
azizan hazretleri bu nazik anda gelen yemekten son derece hoşnut kalıyorlar ve gence iltifat ediyorlar. gelen yemekle misafir ağırlanıyor. misafir gidince şeyh hazretleri paça satan genci çağırtıp :
— senin getirdiğin bu yemek, sıkıntılı bir ânımızda imdada yetişti. sen de şimdi bizden ne muradın varsa iste ki, allah dilediğini verse gerektir.
genç :
— aynen senin gibi olmak isterim. diyor.
— bu çok güç bir şey. . üzerimizdeki yük senin omuzlarına çökecek olursa ezilirsin!
cevabını veriyor azizan hazretleri. fakat genç yana yakıla ısrar ediyor :
— benim âlemde tek muradım, bu. . tıpkı tıpkısına sizin gibi olmak.. başka hiç bir şey beni teselli edemez. bu dünyada başka emelim yoktur!
— peki, diyor, azizan hazretleri; öyle olsun! ve genci elinden tuttuğu gibi halvet odasına sokuyor. orada nazarlarını gence mıhlayıp kalbleriyle kalbine yöneliyorlar. biraz sonra gençte bir değişiklik başlıyor. genç hem zahirde ve hem bâtında azizan hazretlerinin aynı olarak meydana çıkmaya başlıyor. dönüşüm süreci tam 40 gün devam ediyor ve 40. gün genç azîzan hazretlerinin aynısı oluyor ama altına girdiği yükün ağırlığına dayanamayıp, beka âlemine göçüyor. fakat muradına ermiş ve ebedî saadete erişmiştir.
