Site simgesi İsnetus

Pegasus

pegasus

Pegasus’un ne olup olmadığını kadim yunan mitolojisinden hareketle tetkik edelim, oradan yavaş yavaş islam tasavvufuna sarkarak…önce m.ö. 450 civarında yapılmış şu kabartmayı inceleyelim:

gördüğümüz gibi burada bir süvari aslana ve yılana karşı savaşıyor. bu şahıs yunan mitolojisindeki bellerophon, bindiği at pegasus ve savaştığı yaratık ise chimera. kimi yerlerde chimera tek bir canavar olarak tarif edilmiş, kuyruğu yılan olan bir aslan şeklinde.

bilindiği üzere insan sinir sistemi nusret kaya gibi araştırmacılar tarafından kabaca üç tabakaya ayrılmış. en üstte korteks, altında orta beyin veya memeli beyni, onun altında ise sürüngen beyni. insan hariç diğer memelilerde korteks yok. sürüngenlerde ise orta beyin yok.

insan bedeni madde alemine aittir ve bu alem kuran’da, aşağıların en aşağısı (esfele safilin) şeklinde vasfedilmiştir. yani madde boyutunun alemin en kesif(yoğun) tabakası olduğuna işaret edilmiştir. yukarı boyutlara çıkıldıkça alemler içten içe açılır ve her biri diğerine göre daha nurani ve latif(ince, az yoğun) olarak devam eder ve nihayet arş dediğimiz limit çizgide alem son bulur. onun üstü ruh boyutudur ki, orada mekan kavramı geçersizdir.

işte madde alemi en yoğun olmakla aynı zamanda en karanlık(zulmani, nurun zıttı) ve dolayısıyla tüm olumsuzluklara adeta tabii bir ortam teşkil eder. insan da alemin küçük ölçekli bir kopyası olmakla tamamen aynı yapı özelliklerini gösterir. yani insanın bir madde yönü olduğu gibi içten içe açılan ve ruha kadar uzanan madde ötesi yönü ve tabakaları mevcuttur.

göklere yükselmenin aracı pegasus’tur, buraktır, kanatlı beyaz attır. yani sinir sisteminin memelilerde ortak bir payda teşkil eden kısmı seni hayvaniyete çeker. seni sadece yiyen, içen ve üreyen bir mahluk olmak noktasında kitleme azmindedir. içgüdü şeklinde tezahür eden bu temayüller çok güçlü olduğu için aslan şeklinde temsile bürünür. aslan çok vahşi ve güçlü bir düşmandır, ruhani kuvveleri öldürücüdür.

ancak insanoğlu peygamberlerin talim ettiği usulleri uygularsa bu aslan terbiye olur ve beyaz bir ata dönüşür(beyaz temizliğin sembolü). vahşi haliyle düşman olan özelliklerin terbiye olmakla bu sefer tam tersi ruha hizmet etmeye başlar ve seni üst boyutlara yükseltir(uçan at, burak)

bu arada hemen belirtelim ki, görüldüğü üzere peygamberlerin bize öğrettikleri ibadet adı verilen uygulamalar bir tapınma faaliyeti olmayıp ruh ve beden terbiyesinde kullanılan gelişmiş tekniklerdir; ilkel tapınma ritüelleri değildirler.

sürüngen beyninin de hükmü aynıdır. bu beyin en ilkel halinde ve titreşiminde “yılan” özellikleri gösterir. şuurun en dip noktasındadır ve terbiye edilmez ise insanoğlunu şeytanın bir bineği hükmüne sokar. bu yılan, islam’ın nurları altında mesh olur ve dönüşür. omurga boyunca yükselen nurdan bir sütun olur; artık o hz. musa’nın âsâsıdır.

velayet yolunda(evliyalarda) zuhurlar iç alemde olur. bir veli, velayeti sabit olunca, tahta oturur, taç giyer ve asaya sahip olur, ama bütün bunlar ya rüyada, ya keşifte, ya da vakıada(uyku ile uyanıklık arası rüyamsı hal, durugörü) gerçekleşir.

peygamberlerde iç oluş, dış oluşla birliktedir. yani veli sadece rüya veya keşifte bir beyaz ata biniyorsa, peygamber madde aleminde de gayet somut bir bineğe sahip olur.

aynı şekilde velilerin miracı/yükselişi yalnızca ruhani iken, peygamberler hem beden, hem de ruh ile yükselirler.

peygamberler kemalatları madde planaında olduğu için, ekseriyetle inkara uğrarlar; çünkü insanların cüzi aklı bunları kaldıramaz. o yüzden öncelikle velilerin hallerinden bahsetmek gerekir ki, insanların aklı mezkur hakikatlere yanaşabilsin.

şuur=binici

terbiye olmuş orta beyin, memeli beyni= pegasus, burak.

terbiye olmuş sürüngen beyni= musa’nın asası, ileri seviyelerde zümrüdü anka kuşu…

görüldüğü gibi velilerin haline bir nebze akıl erdirebiliyoruz. çünkü “orta beyin terbiye olunca beyaz bir at şeklinde rüyalarda veya keşifte temessül eder” dediğimizde, bunu kabul etmeyecek pek az kimse vardır. ama “peygamber beş duyu ile algılanabilen bir bineğe/buraka bindi” dediğimizde aynı kabulü görmek zordur.

işin hikmeti şudur ki, velilerde tahakkuk eden mana dış plana çıkacak kadar kuvvetli değildir. ama nebilerdeki mana, madde planına kadar çıkar. zaten dış alem, iç alemin bir projeksiyonundan ibarettir. bu da başka bir hakikat…

17.04.2014 13:21 ~ 18.04.2014 23:27

Mobil sürümden çık