Türkiye 1980’lere kadar tipik bir tarım toplumu idi. demokrat parti ve onun vârisi adalet partisi büyük ölçüde köylü oylarına istinat ediyordu.
chp ise, memur ve bürokrat kesimden desteğini alıyordu. bunlar tüm tarım toplumlarının değişmez seçkin sınıfı idi.
şimdi sorayım?
köylüler ve onun temsilcisi olan parti sağcı, bir tarım eliti partisi olan chp solcu öyle mi?
el insaf! hakikatler bizde nasıl çarpılıyor, ters yüz ediliyor.
halbuki avrupa’da tarım eliti olan seçkinler, asilzadeler ve daha sonra onların kısmen yerini alan liberaller sağcı, kitlelerin temsilcisi olan hareket ise solcudur.
bizdeki bu çarpıklık, batıdan kavram ve değerlerin altyapı dönüşümü(sanayileşme) olmadan sırf taklit yoluyla alınmasından kaynaklanır.
bizde her şeyin karman çorman olmasının sebebi kemalizmin dış yüzden taklit hastalığıdır. kavanozu dışından yalamaya çalışmasıdır. maharet şapka devrimi yapmak değil, sanayi devrimi yapabilmektir.
sonuç olarak türkiye’de kendini sol diye pazarlayan akım, ait olduğu medeniyeti terk etme, kendi öz benliğine düşman olma ve batıya maymunvari teslimiyet ve kuru taklit sebebiyle suçludur.
kendilerine sağcı yaftası yapıştırılmış bir zamanların köylüleri, şimdiki lümpenler ise ölmüş değerlere bağlı kalmak, kendini yenileyememek suçlarından sabıkalıdır.
sağınızı, solunuzu, olmadı yolunuzu…
revize edin, değerlendirin…
