Site icon İsnetus

Şarap 6

Hizir ve Musa

Mevlana, şems-i tebrizi’yi evine davet eder. şems onun evine gider ve kendisi için hazırlanmış sofraya oturduktan sonra ona sorar:

– benim için şarap hazırladın mı?

mevlana hayret içerisinde sorar:

– meğer sen şarap da içiyormuşsun, öyle mi?

şems cevap verir:

– evet.

mevlana:

– bunu bilmiyordum.

– madem ki öğrendin bana şarap ikram et.

– bu gece vakti şarabı nereden bulayım?

– hizmetçilerinden birine söyle gidip alsın.

– hizmetçiye söylersem olay yayılır, şeref ve itibarım iki paralık olur.

– o zaman git kendin al.

– bu şehirde beni herkes tanır. gayrimüslim mahallesine gidip nasıl şarap alabilirim ki?

– eğer bana saygın varsa benim rahatım için bunu yapmalısın. çünkü ben geceleri şarapsız ne yemek yiyebilir, ne konuşabilir, ne de uyuyabilirim.

mevlana, şems’e olan saygısından ötürü cübbesini omzuna atar, koltuğunun altına büyük bir şişe saklar ve ecnebi mahallesine doğru yola düşer.

oraya varıncaya kadar kimse onun ecnebi mahallesine gittiğini düşünmez ama ulaştığında insanlar hayret içinde onu takip etmeye başlarlar ve mevlana’nın bir meyhaneye girdiğini, bir şişe şarap aldığını ve onu sakladıktan sonra dışarı çıktığını görürler.

henüz ecnebi mahallesinin dışına çıkmadan mahalle sakinlerinden müslüman bir grup onu izlemeye başlar ve sayıları anbean çoğalır; ta ki mevlana’nın imamı olduğu herkesin arkasında namaz kıldığı caminin önüne gelinceye kadar.

hal böyle iken kalabalığın içinde bulunan mevlana’nın düşmanlarından birisi:

– ey millet! her gün arkasında durup namaz kıldığınız şeyh celaleddin ecnebi mahallesine gidip şarap aldı… diye bağırdıktan sonra mevlana’nın cübbesini çekip atar.

milletin gözü şişededir.

adam devam eder:

– mümin olduğunu iddia eden, sizin inandığınız bu münafık şimdi şarap almış ve kendi evine götürüyor.

sonra celalettin-i rumi’nin yüzüne tükürür.

ve başına öyle bir vurur ki mevlana’nın sarığı açılır ve boynuna dolanır.

halk, bu sahneyi gördüğünde özellikle de mevlana’nın sessizliği karşısında kesin olarak mevlana’nın sahte takva elbisesi altında onları bir ömür boyu aldatmış oldukları kanaatine varır.

sonuç olarak ona saldırmak için hazırlanırlar ve hatta öldürmeye niyetlenirler.

işte tam o anda şems birdenbire ortaya çıkar ve bağırır:

– ey hayasız insanlar, dini bütün bir insanı şarap içme töhmeti altında bırakmaya hiç utanmıyor musunuz? gördüğünüz bu şişenin içinde sirke vardır. zira her gün yemeğinde kullanıyor.

mevlana’nın düşmanı bağırır:

– o sirke değil, şarap.

şems şişeyi alır, ağzını açar ve mevlana’nın düşmanı da dahil olmak üzere oradaki herkesin avuçlarına, şişenin içindeki sıvıdan biraz döker.

mevlana’nın düşmanı başını döverek mevlana’nın ayaklarına kapanır ve halk da mevlana’nın elini ayağını öpüp dağılır.

sonra, mevlana şems’e sorar:

– bu akşam beni niçin böyle bir facianın içine sürükledin ve rezil rüsva olmama izin verdin?

şems der ki:

– uğruna gururlandığın şeylerin seraptan başka hiçbir şey olmadığını anlaman için.

sen bir avuç sıradan insanın saygısının senin için ebedi bir sermaye olduğunu düşünüyordun; ama gördün ki bir şişe şarapla hepsi yok olup gitti.

senin suratına tükürdüler, başına vurdular ve hatta seni neredeyse öldürüyorlardı.

senin sermayen işte bu kadardı ve bu gece bir anda nasıl yok olduğunu gördün. o halde öyle bir şeye tutun ki, zamanın geçmesi ve olayların değişmesiyle yok olmasın…

isnetus 05.01.2022 16:57

Exit mobile version