Bir arkadaş şecere-i yaktin(kabak bitkisi) hakkında mesaj atmış. bu meseleye dair bir parça açılım yaşamış arkadaşımız:
“isnetus, şecere-i yaktini yeni anladım. şecere-i yaktin altbeyni ilahi isim nurlarının istila etmesi oluyor. sürüngen beyninin birinci kademesi karadaki sürüngenler iken, ikinci kademesi sudaki balık oluyor. dolayısıyla yunus a.s.’ın hapsolduğu balığın karnı, sürüngen beyin oluyor. balığın karnında hapsolmasından kasıt, bilincinin sürüngen beyninin kaydından kurtulamamış olması. orası kapkaranlık. hem denizin içinde hem balığın karnında, hem de gecede hz. yunus (a.s) mahsur kalmış durumda. denizin gece dalgalanması da bilinçaltının karanlıkta(nurdan mahrum haldeyken), karma karışık, bozuk yayınlar yapması…
yunus a.s. balığın karnından, yani sürüngen beyninden durmaksızın yaptığı tesbihat ile kurtuluyor. bir noktadan sonra yaptığı tesbihat altbeyne, omuriliğe, sürüngen beyne iniyor ve zikir nurları altbeyni istila edip onu dönüştürüyor.
hz. musa’nın yılanının zikir nurları ile âsâ olması gibi, hz. yunus’un da balığı, kabak bitkisine dönüşüyor veya rüya ve alem-i misal görüntüsü balık şeklinde suret veren altbeyni, nurların istilasından sonra kabak bitkisi şeklinde suret vermeye başlıyor. böylece bilinci altbeyninin kaydından kendini kurtarmış oluyor”.
not: arkadaşımızın mesajını biraz düzenleyip, açıklayıcı olması için ilaveler yaptım; umarım kızmaz.
diğer yandan velayet ehlinin tamamen iç aleminde yaşadığı olayları, nebiler zâhiren de yaşarlar. o nedenle hz. yunus’un macerasının yalnızca iç aleme özgü olduğunu düşünmek doğru olmayacaktır.

