Eskiden hayır ve sevap işler yaptığımda sevinirdim.
şimdi korkuyorum.
içimden geçen şunlar: ben hayır işleyemem ve sevap iş yapamam. hayır veya sevap diye yaptıklarım öyle illetlidir ki, yüzüme çarpılsa hiç şaşırmam. allah sonsuz rahmeti icabı belki yüzüme çarpmaz. o bile bana fazlasıyla yeter.
bunu anladığımda ister istemez bilinçte antitezi hasıl oldu. madem benden hayır çıkamıyor, o zaman niye gayret edeyim ki?yatarım daha iyi. sonuçta sıfır, eksi sayıdan büyüktür. sıfır kazanç, zarar etmekten iyidir.
işte bu noktada büyük bir akıl oyunu gizlidir. dünya gayret meydanıdır. gayret etmek zorundayız. her ne kadar işlerimiz hayır içermiyor olsa da.
diğer yandan bu bilince ulaşınca, iş hayra dönmektedir.
nasıl mı?
işlerin iki yüzü vardır:
1. bize bakan yüz
2. allah’a bakan yüz
her ne kadar bize bakan yüzde hayır olmasa da, allah’a bakan yüz sırf hayırdır. zira o’nun her işi hayırdır. o’nda şerrin kırıntısı bile bulunmaz. bulunması imkansızdır.
ben kendi kusurumu bilmekle, işi tam olarak hakka havale etmiş oldum.
o dilerse benim adi ve küçük bir gayretimi, çok büyük işlere vesile kılabilir. insanlar bu halleri görünce, kahraman olarak göreceklerdir belki beni. halbuki bende bir şey yok. ben sadece kusurumu bilmekle, işi tümüyle hakka havale etmiş oldum. hepsi o kadar.

