Ne zaman bu türden bir canilik veya vahşet haberi gelse, tabiat ve madde seviyesi bilinçler dehşete kapılırlar. onlardaki bu dehşet hissi başka şeylere dalıp gaflete düşünceye kadar devam eder. bu nedenle nisyan, unutkanlık ve gaflet bir açıdan büyük nimet olarak görülebilirler.
zira onlara göre cinayete ve vahşete kurban gitmek tamamen şansa bağlıdır ve bir gün talih onlara da vurabilir. hele de türkiye gibi ilkel lümpenlerin ülkesinde her an her şey olabilir.
ancak elbette onların evrenin işleyişine dair bu görüşleri tümüyle yanlıştır. evrende yürürlükte olan sistem, insanın sürekli üretip aleme yaptığı yayını somutlaştırıp ona iade etmekten başka bir amaç taşımaz. evrendeki düzenin kimseye bir kini ve nefreti yoktur ve taraf tutmaz. zaten tamamen matematik ve mantık temelinde kodlanmış bir yazılımın kiminle ne derdi olabilir ki?
mesela kaldırımda yürüyorsun, karşına bir karınca kolonisi çıktı. sen hiç umursamadan karıncalara basıp geçtin. işte o anda kıyametin kopmuş demektir. zira iç aleminde şiddet ve vahşet manalarını üretip evrene salmış oldun. artık o manaların somutlaşarak bumerang gibi geri dönüp seni vurması yakındır.
burada ölen karıncaların pek az önemi vardır. aslolan insan denen yüksek bilinç sahibi varlığın karıncalar vesilesi ile şiddet, vahşet ve zulme dair manalar üretmesidir. nitekim aynı insan sırf gıda temini amacıyla bir hayvanı kesse, bunun bedeli olmayacaktır veya ihmal edilebilir düzeyde olacaktır(kişinin niyetine göre değişir).
dikkat ediniz! kendi halinde, kimseye zararı olmayan ufacık karıncalar bile nelere vesile olabiliyor. insanın içindeki potansiyel şiddeti aktive edip yüzeye çıkartabiliyor. peki biri diğerine hasmane tutum takınan insanlar nelere yol açabilirler hiç düşündünüz mü? zalimane insanlar altbeyinde uyur ve potansiyel halde bekleyen nice vahşetleri çok daha güçlü bir şekilde açığa çıkartabilirler, değil mi?
bu durumda şiddet ve vahşet manaları ile yüklenen insan, hem o manalar doğrultusunda harekete geçecek hem de o manaları evrene yayınlayacaktır. artık iş işten geçmiştir. o manaların bir gün somut olaylar şeklinde geri dönüp o kişiyi vurması kaçınılmaz olmuştur. hatta ve hatta kişinin kendi eliyle ürettiği o lanet, soyuna dahi sirayet edicidir.
kısacası herkes kendi cehennemini kendi elleriyle inşa etmektedir.
evet şeklen iyi bir insan olmakla beladan kaçmak mümkündür; ancak altbeyinde potansiyel halde(bomba gibi) bekleyen şiddet ve vahşetten bu şekilde kurtulmak mümkün değildir. altbeynin tamamen arındırılması tevhid ehli olmayı gerektirir. zaten o yüzden bir kez “lâ ilâhe illallâh” diyen(lafla değil yaşantıyla) cennete girer denmiştir.
tevhid ehli haricindeki diğer tüm insanlar ya direkt cani ya da bir gün uyanmayı bekleyen potansiyel canilerdir. canilerin ve şiddetle dolu insanların da misliyle mukabele görmeleri bizler için şaşırtıcı olmamalıdır. oyunun kuralı böyledir.

