En büyük şeytan bizatihi kendi nefsimizdir. nefs, kendisine “ben” zamiri ile işaret ettiğimiz öz varlığımızdır. peki, hariçte şeytan yok mu? elbette var; ama nefsin şeytaniyeti yanında onların esamesi bile okunmaz. üstelik harici şeytanları dahi davet eden ve onlarla şirket kurup işbirliğine giren yine nefsimizdir.
şeytanın kendi nefsimiz olmasından kasıt, şuurumuz içindeki antitez yani mukabil kutup olmasından dolayıdır. şuur yükseldikçe karanlık yön yani şeytaniyet zayıflamaya başlar. euzü billahi mineşşeytanirracim dediğimizde, bilinmeli ki, öncelikle kendi şeytani yönümüzden allah’a sığınıyoruz. kuran’daki tüm kavramlar(adem, havva, isa, musa, kafir, münafık vs.) böyle anlaşılmalı ve dışarıya, harice ötelenmemelidir. kafir dahi öncelikle bizim şuurumuzun inkarcı yönüdür. kavramları öteleyenler kuran’ı hiç okuyamamışlardır.
nefs en büyük şeytandır çünkü “benlik” esasen marifet-i ilahiyeye(Allah’ın tanınmasına) basamak olması için vehim mertebesinde yaratılmıştır; yani “ben” sadece bir varsayımdır; faraziyedir. bu varsayım sayesinde kainat vücuda gelir ve marifet tahsili için ortam oluşur. işte bu noktada “ben” haddinden taşarak gerçekten var olduğunu ve güç sahibi olduğunu kabul etmeye başlarsa, şeytan hükmüne girer ve şu bildiğimiz kan dökücü insan ortaya çıkar; zira kendini gerçek ve bağımsız bir varlık olarak kabul ettiği anda, artık Allah hayali ve farazi/varsayımsal, kapsayıcı* değil ötedeki bir varlık durumuna düşer. nefs kendini serbest ve kurallardan azade bilir. kendi varlığını bedene endeksleyince de, diğer bedenler öteki olur. ötekiler ölmüş, kalmış, acı çekmiş onun derdi değildir artık. işte size şeytan.
burada önemle belirtmek istediğim ilgili bir konu daha var. bilindiği üzere şuurun yedi mertebesi vardır; emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radiye, mardiye, safiye olmak üzere.
bilinmeyen ise her mertebenin de içinde yedi mertebe olduğudur. mesela bir kimse emmarenin safiyesinde olabilir ve son derece güzel haller yaşabilir. ancak levvamenin emmaresinde olan kimse kapkaranlık olduğu halde yine de şuur olarak önceki makam sahibinden üst şuura sahiptir.
sahte şeyhlerin de nasıl çıktığını anlamış oluyoruz böylece. levvamenin safiyesine gelen kendisini zamanın kutbu sanabilir. hatta mülhimenin safiyesindeki bir şahsı görenler, şahit oldukları ilim ve kemalat karşısında parmaklarını ısırabilirler. zordur bu işler vesselam.

