Biz, kişisel gelişimcilerin amerikan pazarlama teknikleri ile sundukları saçmalıkları bir tarafa bırakıp işin aslına nazar edelim.
böyle bir şey mümkün müdür?
sonsuz, sınırsız güce ulaşmak insan için mümkün müdür?
bir insan, bir günde, bir birim iş yapıyor olsun. eğer on insan bir araya gelip, günde on birim iş yapıyorlarsa organizasyondan, teşkilattan söz edemeyiz. çünkü organizasyon başarıldığında, iş bölümü ve uzmanlaşma sebebiyle verimlilik artışı kaçınılmaz bir sonuçtur.
on kişilik organizasyon kimi zaman yüz, hatta bin ayrı ayrı kişinin yapabileceği işin üstesinden gelebilir. esasen bu noktada sınır koymamız bile doğru değildir.
demek olağanüstü işleri başarabilmek için, tek bir fert olmaktan çıkıp mutlaka bir organizasyona katılmamız gerekiyor. tek kişilik kimliğimizden soyunup, daha büyük bir yapının dişlisi olmayı kabul etmemiz icap ediyor.
organizasyonların, teşkilatların türleri, çeşitleri, yerine göre alanına göre saymakla bitmez. ama şurası kesindir ki, hepsinin belli bir alanda, belli bir hedefi vardır. dolayısıyla hepsi sınırlı birer yapıdırlar.
bir organizasyon düşünün, varlığın tamamını içine almış ve tek bir toz zerresi dahil hiçbir unsuru hariç bırakmamış olsun.
işte kainat a.ş. veya devlet-i aliyye tabir edebileceğimiz böyle bir yapı mevcuttur ve her an bizi kendine davet etmektedir.
üyeliği hem çok ucuz ve çok cüzi sermaye gerektirmektedir, hem de çok pahalıdır. nasıl mı?
bir kez “la ilahe illallah” veya bir kez “la havle ve la kuvvete illa billah-allah’tan başka güç, kuvvet ve davranış sahibi yoktur” demek üyelik için yeterlidir ve söyler söylemez derhal sonsuz, sınırsız bir gücün eli haline dönüşürsünüz. ama bu sözleri sadece laf olarak değil hakikatiyle söyleyebilmek, son derece yüksek bir şuur gerektirdiği için de, o denli pahalıdır.
çünkü insan kendi cüzi varlığından geçmek istememekte, bilakis o cüzi varlığı ile beraber güce kavuşmayı arzu etmektedir.
işbu yol, deccalların, firavunların, nemrutların karanlık yoludur.
gücün karanlık yüzüdür.

