Site simgesi İsnetus

Siyasal İslam

filizlenen tohum

Son derece sığ bir zihniyetle yaklaşılan, bu nedenle meselenin künhüne vakıf olmaktan hep uzak düşülen bir mevzudur.

islam siyasileştirilemezmiş! yuh ! senin daha dünyadan haberin yok !

son tahlilde, şu yeryüzünde siyasi olmayan hiçbir şey yoktur. günlük siyasete bulaşmamak da bir siyasetse eğer, ancak o zaman makbul ve de makul bir yol olarak değerlendirilmeye alınabilir. eğer bu şuurun yoksa başkalarının siyasetinde kullanılan bir lego olursun en fazla.

eşya boşluk kabul etmez. uygulanan senin siyasetin değilse, inisiyatifi hasmın kapmış ve gereğini yapıyor demektir. bu durumda sana edilgen ve itilip kakılan bir tavırdan başka seçenek kalmaz.

bu anlattıklarım işin asıl vechesi ve olması gereken.

lâkin islamın çok daha büyük dertleri var. onların çözümü üretilmeden siyasi arenaya sarkmak neredeyse intiharla eşanlamlı.

nedir bu büyük dert?

esasen islamiyet özünü ve ruhunu kaybedip hemen hemen yeryüzünden çekilmiş ve alan boşaltmıştır. şu anda islam adına bildiğimiz her şey bir zamanlar var olan eşsiz yapının enkazından ibarettir.

ve şu anki sahip olduğumuz islami bilinçle bırakın modern bir devlet ve toplum ilişkilerini yürütebilmeyi, fert planında bile eli yüzü düzgün insan modeli çıkaramamaktayız.

dolayısıyla hangi yolla ve usulle olursa olsun islam adına siyasete girmek, iktidarı ele almak, sonuçsuz ve yıkıcı bir davranış olacaktır, eldeki cüzi sermayeyi bile hebâ etmek anlamına gelecektir.

şu ahvalde islamdan hareketle siyasete bulaşmak size iki istikamet sunar,

ya akp gibi olursunuz, ya da ışid’çılar gibi.

akp kurucuları da samimi ve idealist birer müslümandılar vakti zamanında ama değişmek zorunda kaldılar. çünkü kafalarındaki tablo, dünyanın gerçekleri ve pratiklerce iptal edilmiş ve ıskartaya çıkarılmıştı. ya o zayıf din algısında ısrar edip marjinal kalmayı kabul edeceklerdi, ya da değişecekler ve çevreye uyum sağlayacaklardı. onlar uyum sağlamayı tercih ettiler.

peki yanlış mı yaptılar? hayır.

doğru mu yaptılar? onun da cevabı “hayır”. asıl yanlış en başta sahip olunan zayıf, çürük din algısıdır. onun da çaresi henüz bulunabilmiş değildir, belirteyim.

ışid’çılar ise o çürük din algısını tavizsiz bir şekilde uygulayarak başarıya ulaşacaklarını düşündüler. çünkü onlara göre müslümanların içinde bulunduğu perişan durumun sebebi islamın tam olarak yaşanmaması idi. tavizsiz bir yaşantı ile bütün sorunları çözecek ve allah’ın da yardımına kavuşacaklardı. sonuç? uyum sağlamayı reddettikleri çevre onları imha etmek üzere. perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir.

bu arada unutmadan belirteyim, cemaatçilerin bir siyasal islam düşmanlığı vardır ki, evlere şenlik. bunların “siyasal islam”ı topa tutmaları ahlaksızcadır ayrıca. gırtlağına kadar günlük siyasete batmış adam, hâlâ yüzsüzce konuşuyor. sen git said nursi’nin prensiplerini bir daha oku! ama bu adamlar asla söz dinlemezler çünkü fetullah gülen mehdi, bunlar da onun kutlu askerleridir. diğerleri de mehdi’ye karşı çıkan zavallı süfyan yandaşları.

netice: yepyeni ve gıpgıcır bir islam anlayışı ortaya konmadan, zamanın bütün meseleleri o anlayışa nispetle çözüme kavuşturulmadan, islam adına yapılacak her girişimin sonu felakettir.

peki böyle bir anlayışın damıtıldığını nereden anlayabiliriz?

onunla donanan müslümanların birer ateşpareye dönmelerinden. lütfen kuru iddialara aldanmayalım. ateşin yanıcılığı-yakıcılığı ispat gerektirmez. lafa söze gerek kalmaz, önünde durulmaz, o yakar geçer.

isnetus 17.03.2015 16:31

Mobil sürümden çık