Bir yanlış başka bir yanlışa yol açıyor. siyaset arenasında dini kullanarak boy gösterenler, islamı makam mevki ve ikbal malzemesi haline getirenler, ifratın tefriti halinde başka bir sapmaya zemin hazırlıyorlar.
islam asla siyasi bir ideoloji derekesine indirelemez ancak bu islamın siyaset alanına bakan bir yüzü olmadığı anlamına gelmez. bütün bu hengamede islam adına pek çok görüş ortaya atılmıştır. ekserisi, parça hakikatler içermekle birlikte küll’ü, büyük resmi kuşatamamaktadır.
öncelikle belirtelim: kainat büyük bir insandır(makro kozmos), insan küçük bir kainattır(mikro kozmos). dolayısıyla hakikati kainatta, büyük ölçekte veya kendimizde, küçük ölçekte seyredebiliriz.
islam’daki “velayet” denilen yol insanın kendi içinde derinleşmesini esas alır. evliya, bâtın(iç alem) kahramanlarıdır ki bütün fetihlerini kendi içlerinde yapmışlar ve hakikati kendi özlerinde bulmuşlardır.
peygamberlerin yolu ise “nübüvvet” kemalatı olup bütün cehdi dış dünya ve içtimai/toplumsal plan üzerinde yoğunlaştırır. evliya, kendi içinde derinleşirken, peygamberler dış planda tezahür ederler. bu yüzden peygamberler ekseriyetle müesses nizam(düzen) ile çatışmak zorunda kalmışlardır. çünkü yeni bir öğreti düzenin kodamanları için tehlike teşkil eder.
peki aynı hadise evliya için geçerli değil midir? elbette geçerlidir çünkü yolun başında iç alemin, bâtın dünyasının da böyle zalim bir efendisi ve etrafında yardakçıları vardır. “nefs/ego” dediğimiz varlık vücud ikliminin padişahıdır ve firavunvari bir düzeni yürütmektedir.
o kimse velayet yolunun gereklerini yerine getirdikçe yavaş yavaş nuraniyet hasıl olur ki bu, musa bilincinin doğması demektir. zamanla bu musevi bilinç, firavunu(nefsi,egoyu) alt eder ve iktidardan düşürür. bütün bu gelişimler rüyalarda aynen zuhur eder ve rüyalar perdesinde film seyrediyormuşçasına takip edilebilirler.
tabii bu maceranın sonu yok, denizler mürekkep olsa yetişmez…
netice itibariyle şöyle bir sonuca varabiliriz ki, siyaset hayatın özüdür. hatta o “özün özüdür”, eskilerin deyimiyle lübb-ül lüb…ancak islamı bütünden tecrit edip, koparıp sadece kuru bir iktidar savaşı argümanına, aracına indirgemek? işte o, olmayacak bir iştir. tıpkı kuran’ı “ölüler” kitabı haline getirmenin, islamı hayattan soyutlamanın olmayacak bir iş olması gibi…
