Siyaset, ulvi ve süfli olmak üzere iki türlüdür. ehl-i dünya, Allah rızası gözeten ve ahiret kaygısı taşıyan değil yalnızca dünya nimetlerine talip olan kimselerdir. bunların siyasete girmelerindeki tek etken makam, mevki, güç ve para arzusudur. üzerlerine zaruri olarak yapışan hüküm ise şudur “dünya bir leştir, talibi ise ancak köpeklerdir”
ulvi siyaset ehli ise nefsinden fani olmayı başarmış Hz. Ömer varisleridir. bunlar siyasete ancak islamın nurlu ölçülerini yeryüzünde pırıldatmak niyetiyle girerler, şahsi çıkar kaygıları yoktur.
ulvi siyaset yapabilme yeterliliğinde değilsen, sakın ola ki siyasete bulaşmayasın yoksa mahfolursun. dinini de, dünyanı da kaybedersin. üç beş yağlı lokma için ebedi hayatı feda etmeye değer mi?
