Site simgesi İsnetus

Favori Roman Karakterleri

amak i hayal

Râci…

“kuşların cıvıltısını ya da perilerin şarkısını andıran gönül 
okşayıcı sözlerle “hoş geldin!” diyen kızlardan biri kavrulan du-
daklarıma bir kadeh uzattı. aklımı kaybetmiştim. kadehi alıp iç-
tim. buz gibi soğuktu ve tattığım içeceklerin hepsinden güzeldi. 
yeniden doğmuş gibi oldum. derhal bohçalar getirildi. içlerinden 
süslü ve ipekli havlular çıkarıldı. hizmetçilerim mini mini elleriyle 
elbisemi çıkarmaya başladılar. önce odanın bitişiğindeki bir sa-
lona, oradan da hamama sokuldum. 

hepsi çıplak bir sürü huri 
karşıladı beni. bedenleri o kadar mükemmel ve çekiciydi ki bu gü-
zellik abidelerinin arasına melek bile girse şehvete kapılırdı. her 
yanı çeşitli renklerdeki taşlardan yapılmış olan hamamın göbek ta-
şına serilmiş bir yatağa yatırıldım. hurilerin mini mini elleri altında 
bedenim titrerken, kadın tellâk kılığına girmiş bu eşsiz heykellerin 
zarif dokunuşlarıyla fazlaca yorulmuş olan bedenim kısa bir süre 
sonra tamamen uyuştu ve tatlı bir uykuya daldım. 

uyandığım 
zaman hamamın sıcak bir bölmesine götürülerek yıkandım. arka-
sından soğuk su dokundum. böylece yorgunluğum geçmiş, can-
lanmıştım. baştan başa hayat pınarı kesilmiş bir vaziyette hamam-
dan çıkarılıp, mükemmel bir odaya götürüldüm. abanoz ağacın-
dan yapılmış bir masaya gümüş bir tepsi konuldu. sofra kuruldu. 
dünyadaki yemeklerden hiçbirisiyle kıyaslanamayacak kadar lez-
zetli yemekler getirildi. peri yüzlülerden biri billur bir sürahi ge-
tirdi. bir kadeh şarap sundu. 

bir grup kız ellerine müzik âletleri 
alıp, şarkı söylemeye başladılar. bu zevk âlemi bir saat kadar sür-
dü. sevincim son haddine varmış, nefsim kudurmuş ve şehvetin 
verdiği azgınlıkla âdeta bir canavar kesilmişti. o sırada içeriye bir 
kız girdi. ellerini göğsünde kavuşturarak karşımda durdu. 

-efendim, peri, size kavuşmaya ve sizinle muhabbet etmeye 
can atmaktadır. kaç gündür gözyaşları içinde gelmenizi bekliyor-
du. buyurun!., dedi. 
sonra koluma girerek beni sarayın ikinci katına çıkardı. bir 
odaya sokup, kapısını kapadı. güzellik perisinin yüzünü görün-
ce, hayretlere düştüm. dünyada gördüğüm en güzel kadının bu 
güzellik perisine göre durumu, on paralık bir mumun, güneşe 
göre durumu gibiydi. 

gözlerim kamaştı. karardı. dizlerimin bağı çözüldü. gözle-
rindeki şehvet kıvılcımı o kadar çekici, dudaklarındaki gülümse-
me o kadar arzu uyandırıcıydı ki heyecandan ayağa kalkamadım, 
sürüne sürüne yatağın yanına gittim. merhamet dilercesine, ba-
yağılaşarak, bir dilenci gibi, gözlerimi bu eşsiz güzele çevirdim. 
aşk perisi, erguvanî tüllerle süslü bir yatakta yatıyordu. gümüş 
gibi beyaz vücudunu yalnızca ince, ipek bir giysi örtüyordu. bu 
haliyle, etrafında ışık huzmesi olan aya benziyordu. 

bu ince örtü o eşsiz güzellikteki bedeni örtmüyor, o melek 
yüzlünün arzu ile seyredilmesini engellemiyordu. gözlerindeki 
şehvet ateşi alevlendi. dudakları arzu ve gücenmeyi anlatan can 
alıcı bir titreme ile titremeye başladı. al yanağı şehvet ateşiyle bir 
kat daha kızardı. kollarını açtı. siyah saçları, aşkla titreyen gü-
müş gerdanını sardı. böylece, bir güzellik abidesi çıktı ortaya. 
kollarını açarak: “gel!.. gel!” dedi. 

ben minnet ifade eden bir çığlık kopararak kucağına atladım. 
parlak yanaklarını ve titreyen dudaklarını öptüm. bu birleşme sa-
dece bir an sürdü, bir an… 

o sırada gök gürültüsünü andıran bir ses yeri göğü inletti. 
korkunç bir zelzele, sanki dünyayı alt üst etti. düşen bir yıldırım 
sarayı sarstı. o kocaman bina bir avuç toprak gibi yığıldı. yıkılıp 
gitti. korkudan gözlerimi kapadım. sevgilime sarıldım. gözleri-
mi açtığımda kendimi bir cadının kucağında buldum. çok iğrenç 
ve çok pisti. 
hayret ve nefretle dolu bir çığlık kopararak, boynuma sarmış 
olduğu kollarını açtım ve kendimi kurtarmaya çalıştım. baykuş 

sesini andıran kahkahalar kopardıkça hilâl şeklindeki çenesi, 
kartal gagasına benzeyen burnuna değiyor, bu iki çengel birbirin-
den ayrıldıkça lağım çukuruna benzeyen ağzı açılıyor, sararmış 
uzun dişleri görülüyordu. ben kendimi kurtarmaya çalıştıkça, ca-
dı olanca kuvvetini kollarına verip beni bırakmamaya çalışıyor ve 
şöyle diyordu: 

-nankör! az önce ayaklanma kapandığını ve tattığın eşsiz 
zevki unuttun. merak etme, ben, bir müddet sonra yine eski hâ-
lime döneceğim. 

güç belâ cadının elinden yakamı kurtardım. saray, bir çöplü-
ğe dönüşmüştü. önceden herbiri birer huriye benzeyen hizmet-
çiler şimdi birer cadı olmuştu. beni kovalamaya başladılar. elle-
rine düşmemek için ardıma bakmadan koşuyordum…”

râci’nin maceralarını içeren amak-ı hayal isimli eseri aşağıdaki linkten indirebilrsiniz;

http://yadi.sk/d/5jwmgdel9fgaq

isnetus 09.09.2014 22:47

Mobil sürümden çık